Pages Menu
TwitterFacebook
Categories Menu

- Gezgin: - Ara 6, 2007 Konu: Güney Amerika | 0 yorum

Buenos Aires – Arjantin Gezisi

06-12-2007 Buenos Aires – Arjantin

Buenos Aires güzel havalar anlamına geliyor.Burası da ilk görüşte aşık olacağınız şehirlerden. Tarihi yapıları, hareketli kültürel hayatı, ateşli insanları, futbolu, tangosu, Evita’sı ile etkileyici bir şehir. Sokaklarda dolaşırken insan kendini mutlu hissediyor, Bizde şehrin dört bir köşesini yürüyerek gezmeye çalıştık. Yorulduğumuzda şık kafelerinde kahvemizi yudumlayarak yorgunluk attık. Şehrin merkezi Florida caddesi bizim İstiklal ceddesine benziyor.

Cadde üzerinde ressamlar. müzisyenler, takı malzemeleri yapanlar,sihirbazlar ve bir çok değişik sanatkar hünerlerini sergileyerek buraya ayrı bir ruh katıyorlar.Klasik müzikten,rock müziğe ,folk müzikten,blues ve jaza işlerinin piri bir çok müzisyen dinledik cadde üzerinde.Aklıma İstiklal’de Siya Siya Band’in,Bizon ve Dede’nin sokakta müzik yapabilmek için polisten ne dayaklar yedikleri , Eskişehir’de gitarı ile sokakta müzik yapmasını teşvik ettiğimiz Onur’un çalıştığı bardan sokakta müzik yapanın burda işi olmaz denerek kovuluşu, Gevende’nin sokakta çalabilmek için Belediye Başkanı Büyükerşen’den emniyete yazılmış bir kağıt vermek zorunda kaldığı geldi. Sokak çalgıcılığı bizde hakaret gibi algılandı ama gezdikçe bu insanların şehrin ruhunu ve müzik yelpazesini ne kadar güzel yansıttıklarını gördük.

Şehrin merkezinden geçen 9 Temmuz caddesi 110 metrelik eni ile dünyanın en geniş caddesi.13 milyonluk bu şehrin trafiğini biraz olsun rahatlatıyor. Şehrin merkezi bölgesine Microcentro deniyor. Burada şık giyimli insanları, alışveriş merkezlerini, sürekli dolu olan güzel kafeleri görebilirsiniz. Kuzeyde yer alan Recoleta’da ise ünlü sanatçıların mezarlarını ziyaret edebilirsiniz. Daha kuzeyde Palermo’da şehrin hareketliliğinden yorulduysanız parklarda sakin bir gün geçirebilirsiniz. Tango’nun Mekkesi diye adlandırılan San Telmo ise şehrin güneyinde Tango severleri beklemekte. Ve tabiki renkli binaları, Maradona’sı, Riquilme’si ile işçi kesiminin mahallesi La Boca ve ateşli taraftarı ile Boca Juniors. Bu şehirde zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün değil.

Ulaşım için metro ve otobüs kullanılıyor, 3-4 kişi iseniz taksiler de çok hesaplı. En çok rağbet gören ve sorunsuz işlediğini gördüğümüz otobüsler. Sanırım 24 saat çalışıyorlar.Döviz büroları şehrin merkezinde her yerde mevcut. Şu anki kura göre 1 dolar 3.1 pezo. Uluslararası görüşme yapabileceğeniz telefonculara da rastladık.Hostellerde ve kafelerin bir çoğunda kablosuz internet
bulunuyor ve ücretsiz.Tango dersleri ve ispanyolca kursları ile ilgili bir çok ilan asılı duvarlarda.
Fiyatlar da makul görünüyor.

Kalacak yer olarak Tango City İnn isimli hosteli seçtik. Piedras ve Chile caddelerinin kesiştiği yerde bulunuyor. Yeri gayet merkezi çevresinde de bir çok hostel mevcut.100 kişinin konaklayabildiği bu yerde bir hostelde olması gereken her şey var. Ücretsiz internet,mutfak,laundry,kilitli dolap,2-4-6 kişilik odalar,bar,film odası,rehberlik hizmetleri benim aklıma gelenler. Biz 4 kişilik odada geceliği 36 Pezostan konakladık. Fiyata kahvaltı dahil.

Arjantin’de yemeklere değinmemek olmaz. Kızlar dikkatli olsun burda kilo vermek imkansız. Yemekler harika. Mutlaka Arjantin bifteğini tadmanızı öneririz. Porsiyonlar buraya göre dikkat etmek lazım burda ki bir porsiyon bizim 3 porsiyonumuza bedel. Arjantin yemeklerin de buranın piri dedikleri salaş 100 yıllık bir lokantaya gittik ve çok memnun kaldık. Fiyatlarda çok uygun. San Telmo’da Defensa caddesi üzerinde yer alan lokantanın adı Desnivel. Duvarında bir Türk bayrağı ve çinili tabak asılı. Yer bulmak zor olabiliyor. O yüzden gelen kişi sayısına göre diğer insanların masalarına oturtulabilirsiniz. Mırın kırın etmemek gerek. Yemek sonrası eğlenmek isteyenlere barların bir çoğu ise sabaha kadar açık.

LA BOCA
Bu mahalleye ayrı bir başlık açmak gerektiğini düşündüm. Mahallede yoğunluk olarak işçi kesiminden insanlar yaşıyor. Renkli ve şirin 2 katlı binaların duvarları Boca taraftarlarının yazıları ve resimleri ile dolu. Boca Juniors 1905 yılında bu mahallede doğmuş.Komşu olan 5 arkadaş Esteban Baglietto , Alfredo Scarpatti , Santiago Sana ve kardeşler Juan ve Teodoro Farenga bir futbol kulübü kurmaya karar vermişler.Ve bu göçmen Italyanların kurduğu takım Arjantin tarihinin en önemli futbol takımı olmuş.Adını mahalleden alan takımın sonuna mahallede ki komşuluğa atıfta bulunmak için juniors eklenmiş.Kulübün renkleri olan mavi ve sarı o sıralar limanda demir atmış İsveç gemisinde ki bayraktan esinlenilerek koyulmuş.Tarihi başarılarla dolu olan Boca Maradona,Batistuta,Riquelme ,Palermo gibi bir çok ünlü futbolcuyu yetiştirmiş.

Mahallede dolaşıp fotoğraflar çekerken bizi gören yaşlı bir amca bizi taraftarlar derneği benzeri bir yere davet etti. Derneğin duvarları Che Guevra, Lenin, Castro başta olmak üzere bir çok komunist liderin resimleri ile süslü. İşçi devrimi ve emeğin gücünü yansıtan afişler asılı her yerde. Kütüphanelerinde de taraftarların okuması için bir çok kitap mevcut. Amcamla vedalaşıp stada doğru yola çıktık. Yolda bir kişi bizi durdurup fotoğraf makinemize dikkat etmemizi, kap kaç olaylarının çok olduğunu söyledi. Stada yaklaştıkça duvarlarda ki yazılar ve resimlerde artmaya başladı. Stad rengarenk resimlerle süslenmiş. Çevresinde bar ve restoranlar, kulübün hediyelik eşyalarını satan dükkanlar var.
Buenos Aires’e gelen her kişi bu mahalleyi de ziyaret etmeli. Eğer denk gelse birde Boca maçına gitmek isterdik. Ama nasip başka bir maça imiş.

 


Arsenal – Americana de Mexico – Libertadores Kupası Final Maçı
Turla maça gitmek istemediğimiz için kenidimiz gitmeye karar verdik final maçına. Tur fiyatı olan 200 Pezos da pahalı gelmişti. Hostelde tanıştığımız İngiliz Duncon’da maça gideceğini söyleyince atladık bir taksiye ve stada gittik.Bir kaç polis kontrolünden geçip stadın giriş kapısı civarında bir karaborsacı bulduk. 3 bilet almak istediğimizi söyledik. Adam 30 ar pezos deyince fazla pazarlık etmeden tamam dedik. Biletler geldi ama ucuz olması bizi kıllandırınca Duncon çevrede bir kaç kişinin biletleri ile ile bizim biletleri karşılaştırdı. Onlarda sorun yok deyince tamam dedik ve biletleri aldık. Stad çevresinde bir bar bulup bira içmeye başladık. Orada 2 Kanada’lı ve bir süre Türkiye’de yaşamış bir Alman’da muhabbete katıldı. Onlardan kale arkası biletlerinin 10 Pezos olduğunu öğrendik. 2 saat kadar orada takıldık.

Arsenal taraftarının en ateşlisi kale arkasında ve bizim biletlerde onların arasında. Hadi hayırlısı dedik ve girdik. İlk dikkatimi stadtaki genç bayanların çokluğu çekti. Herkes aile boyu gelmişti maça.Tezahüratlar bizde ki gibi marşlar ve şarkılardan oluşuyor. Genç taraftar kitlesi hiç susmuyor.
Herkes ayakta. İlk maçı Arsenal Meksika’da 3-2 kazandığı için herkes rahat. Tarihlerindeki ilk başarıya imza atacaklarından eminler.

Maç başladı, şans bir türlü Arsenal’in yanında değil. İki top direkten döndü ve atamayana attılar. İlk yarı 1-0 Meksikalı’ların lehine bitti. Olsun kupa hala onlarındı. İkinci yarıya hızlı girdiler.Her yerde maytaplar, meşaleler yakıldı. Marujuhanna kokuları arasına bir de maytap kokuları karışınca nefes almak iyice zorlaştı. Ama Meksika’lı kalecinin gol yiyeceği yok. Ve gene aynı senaryo.2-0 oldu maç. Eyvah dedik. Stad çıkışı fena olacak. Taraftar çıldıracak. Kulağı sağır edecek torpiller patlıyor herkes avazı çıktığı kadar bağırıyor. Ve maçın son dakikaları o gol geldi. Yüzlerce insan arkadan öne doğru akmaya başladı. Kontrolümü kaybettim evet aşağılara doğru yuvarlanmaya başladım. İzdihamla mı öleceğiz derken üzerimde 3-5 kişi aşağılarda bir yerde kalktım ayağa. Yekta nerede. 2-3 kişinin altında aradan çıkmış Yekta’nın botunu gördüm. Arjantinli bir arkadaşın yardımı ile onu oradan çıkardık. Korkudan şaşırmıştı.Allahtan kırık çıkıksız, morluk ve şişliklerle atlatmıştık. Kalan bir kaç dakikada bir gol daha olmasın diye dua ettim. Maç bitti ve Arsenal şampiyon.

Maç sonu polis sahaya inmek isteyen bir kaç seyirciye sert davranınca taraftar delirdi. Polislerin üzerine taş,sopa,çakmak gibi bir çok şey yağmaya başladı. O kadar aciz duruma düştüler ki havaya ateş açtılar.Futbolcular ve kulüp yöneticileri gelip polisleri kurtardı.İyi bir tecrübe oldu bu maç. Yekta heralde bir daha gitmez. Korkmamak elde değil.

Bu gece maç yok. Tango şovuna gidiyoruz. Yarın ise Uruguay’a gideceğiz 3-4 günlüğüne. Sonra yine buraya döneceğiz.Herkese selamlar…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: