Pages Menu
TwitterFacebook
Categories Menu

- Gezgin: - Eki 4, 2013 Konu: Asya | 1 yorum

Güney Laos Gezisi

Güney Laos Gezisi

PAKSE-Güney Laos

 

 

guney laos gezisi - 2009

 

Anadolu Üniversitesi gruplarını Hanoi’ye yolladıktan sonra 3 yıldır methini sık duyduğum Güney Laos’un Champasak eyaletine gitmeye karar verdim. Vientiane’den 150.000 kipe aldığım yataklı otobüs bileti ile 11 saatte Pakse’ye ulaştım. Bu yataklı otobüsün ilginç tarafı sağ ve solda iki katlı çift kişilik yataklardan oluşması. Otobüse binerken durumu fark eden yaklaşık 20 civarı single backpacker acaba yatak arkadaşım kim olacak diye birbirini süzmeye başladı. Yataklarda 1.5 porsiyon ve boyu 1.80 yani sarılmadan uyumak nerdeyse imkansız. Yaklaşık 15 kızın göz koyduğu sarışın Hollandalı çocuk bana nasip oldu. Groningen Üniversitesi Hukuk bölümünden mezun, Amsterdam Üniversitesinde mastır yapan Marco 2 saat kadar İngiliz kızların yataklarında geyik yaptıktan sonra gelip bir, iki saatte benle Myanmar, Bolivya ve derken Türkiye’deki mevcut politik durumlar üzerine muhabbet etti. Dar yatakta uyumaya çalışırken sabah oldu.

guney laos gezisi - 2009 02

Otobüs şehir merkezine çok yakın bir yerde bırakınca yürüyerek beş dakikada kalmayı planladığım Sabaidy 2 Guesthouse’a geldim. Sabah 7 olmasına rağmen bahçe kalabalık. Turlara gitmek için bekleyenler bir yandan da kahvaltı yapıyorlar.Resepsiyona oda sordum ama hostel dolu. İstersem 8.30 a kadar bekleyebileceğimi ve 5. sıradan bekleme listesine yazabileceklerini söylediler. Ben de bir kahvaltı sipariş edip beklemeye kara verdim. 8.30 da check out yapanlarla yer boşaldı. Dorm oda da yer olmayınca ki 3 dolardı yaklaşık 4 buçuk dolardan 2 kişilik odayı tek başıma kiraladım. Burada fiyatlar diğer bölgelere göre çok uygun. Bir duş aldıktan sonra resepsiyonda düzenledikleri turlarla ilgili bilgi verdiler. Çevrede başlıca 3 yer var görülmesi gereken. İlki kahve ve çay tarlalarının bulunduğu, şelalelerde molalar verilen ve ilginç yaşam tarzları olan animist köylere ziyaretler yapılan 230km lik Bolaven Plato gezisi. Diğeri 185 km uzaklıkta bulunan “Four Thousand Islands” denen bölgede, Mekong Nehri üzerindeki adalardan en güzelleri olan Don Det ve Don Khon’a düzenlenen gece kalmalı gezi. Üçüncüsü ise benim bulunduğum sırada üç günlük festival yapılan Unesco’nun koruma altına aldığı Wat Phou. Yaklaşık bin yıllık, kutsal mabed olarak önemi olan bir Budist tapınağı.

guney laos gezisi - 2009 03

 

Bu bilgileri aldıktan sonra turlara katılmayıp motor kiralayarak bu gezileri yapmaya karar verdim. Aslında minibüslerle yapılan turlar motor kiralamaktan daha hesaplı. Çünkü burada motor kiralama Tayland’a göre pahalı olan tek şey. 24 saat kiralama ücreti 70.000 kip yani 8 dolar. Motor kiralama formunu doldurduktan sonra 3 gün boyunca maceralar yaşayacağım “ Dirty” ile tanıştım. Dirty aynaları işlevsiz, her yeri dökülen, göstergelerinin hiçbiri çalışmayan, bir tümsek geçince kornası bozulan diğer tümsekte düzelen, her an iflas edecekmiş gibi duran, vitesleri zor değişen yaşlı motorumun adı. Dirty ile ilk önce bankaya para bozdurmaya gittim. Otomatik motora alıştıktan sonra şehir içi vitesli kullanmak biraz zor geldi. Bankada para bozdurup yola koyuldum. Şehirden çıkmadan bir benzin istasyonunda 15.000 kip’e ( 1 USD: 8500 kip) depoyu doldurdum. Dururken vitesi boşa almadığım için motor çalışmadı. Duran motorda özellikle Dirty’de  vitesi boşa almak terletiyor. Neyse biri yardım etti yola çıktım.  50 km Pakxong’a kadar neşeli bir şekilde kahve kurutan köylüleri ve doğayı izleyerek geçti. Köylerden birinde durup harika bir Coffee-Lao içtim. Pek kahve sevmeyen ben için tadı damağımda kaldı desem yeridir. Bu arada kaskımın olmadığını fark ettim. Nerede diye düşünürken, bankada para bozdurduğum görevlinin masasına koyduğumu hatırladım. Sabah otobüste de Güney ve Orta Amerika’da sürekli boynumda olan ve çok işime yarayan sarumu unutmuştum. Gerektiğinde güneşten boynumu, tozdan yüzümü koruyan, denizde kumsala serdiğim, banyoda havlu olarak kullandığım saru için çok üzüldüm. Ve ilk günden boynum yanmaya başladı. Buraların bu kadar yakıcı güneşi olacağını sanmadığımdan ya da tedbirsizlikten güneş kremini de sürmemiştim. Kollarım, bacaklarım ve boynum kızarmaya başladı. Daha da 180 km yol var.

 

guney laos gezisi - 2009 04

 

İkinci durak90. km de yer alan Thateng kasabası. Kasabada durup pazarı dolaşmaya başladım. Uzun kollu bir şey alayım, en azından hem rüzgardan vücudumu hem de güneşten kollarımı korurum diye düşündüm. 6-7 tane dükkana girip bana uygun bir şey aradık ama nafile, XL bedenlerin kolları bile bir karış kısa. Köy turistik olmayınca her şey buralılara göre yapılmış. N’apalım yanacağız artık. Thateng’ten sonra Ban Beng’e kadar olan yol toprak ve engebeli. Bizim Dirty ile hoplaya zıplaya toz toprak içinde yol aldık. Bu yolda turlar Ban Kok Phung Tai adındaki animist köyü ziyaret ediyorlar. Köy 100 yıl kadar öncesinden bir sahne gibi. Çocuklar genelde çıplak oradan oraya koşturuyorlar. Yerel kıyafetli insanlarda fotoğraf makinelerine iyi malzeme oluyorlar. Ben tabi fotoğraf makinemi de almamışım. “Galiba beni Yekta derleyip toparlıyormuş, bu kadarda olmaz” dedim kendi kendime. Bu arada Marco ile geçen gecede ki uykusuzluğunda etkisi var.

guney laos gezisi - 2009 05

Ban Beng’e ulaşıp nereden Tad Lo denen şelaleye gidebileceğimi sordum. Tabi buralarda ingilizce bilen birini bulabilmek çok zor.Yaşlılar biraz Fransızca biliyor. Bir sapaktan dönüp Tad Lo’yu aramaya başladım. Köylülere elimle yolu gösterip Tad Lo diyorum,onlarda kafa sallıyorlar. Böyle yola devam ettim. Sonunda ters yönden yürüyerek gelen bir Kanadalı turist görüp ona sordum. 10 km geride dedi. Onu da arkama alıp şelaleye gittim. Belki kuru mevsimden beklediğim manzarayı bulamadım. Biraz dinlenip, yola koyuldum. Tad Lo’dan Pakse 85 km. 35 km yol alıp artık popomun acısı ve yanıkların etkisi artınca bir köyde durup bir şeyler içip dinlendim. Geride 50 km daha var ama derman sıfıra yakın. Hava kararmadan da varmak lazım. Çünkü yollarda ışık yok ve Dirty’nin farlarada pek güven olmaz. Çayırdan köylere dönen yüzlerce buffalo ve keçinin arasında etkisi azalan güneşin yakıcılığından uzak fakat bu seferde tişörtle titreye titreye Pakse’ye girdim. Hostelin bahçesine motoru park edip artık koltuğa yapışmak üzere olan kalıplaşmış popomu Dirty’den zor ayırdım. Zar zor yürüyerek hostele girdim ve anahtarı çıkarmak için elimi sırt çantama attım. Rüzgardan hissizleşen vücudumda çanta arıyorum ama yok. Bir küfür boşalması yaşadım.Her şey çantada ama çanta muhtemelen 50 km önceki son köyde oturduğum masada. Hava kararmak üzere bende derman yok. Resepsiyona gidip durumu anlattım. “Bir taksi bulsak gider mi?” diye sordum. Oda “burada taksi yok belki tuk tuk olur” dedi. “Olsun motor kullanacak halim kalmadı, git gel 100 km imkansız.” dedim. Bir tuk tukçu geldi. “350.000 kipe giderim” dedi. Oha 350.000 kip burada benim 10 günlük hostel param. Ne olur her şey rüya olsun diye düşünürken gözüm Dirty’e takıldı. Sanki “gidermiyiz?” diye sordum, o da “atla ortak” dedi. Bir dakika sonra 90 km hızla uçuyordum. Artık güneşin son ışıkları ile alabildiğim kadar yol almaya çalıştım. İnsan yanına bir polar alır, o hışımla yine tişört ve titreyen kollarla gidiyorum. Bir yandan da yüzlerce uçan haşere pat küt yüzüme vuruyor.

45 km yol aldıktan sonra Dirty bir anda stop etti. Come on Dirty, yalvarırım şimdi sırası değil diyerek, durduk. Zifiri karanlık, çalışmayan bir motor, 5 km ilerde çanta. Artık hislerim işlemiyor. Bir yandan Dirty ile konuşurken diğer yandan kontağı kapatıp açtım. Vitesi motoru ittirerek boşa aldım. O ses dünyanın en güzel sesi idi. Dirty çalıştı.

 

guney laos gezisi - 2009 06

 

Mum ışığı gibi bir lambanın altında oturan kadın ve yaşlı adam beni görünce gülümsedi. Çantayı arkadaki duvara asmışlar beni bekliyorlar. Hislerim tekrar çalışmaya başladı. Titreyen ellerle yaşlı amcamın uzattığı sigarayı aldım. Teyze ise bir bardak su getirip önüme koydu. Sakinleştikten sonra son sürat geldiğim yolu bir aksilik daha yaşamamak için yavaş yavaş geri döndüm. Resepsiyonda ki kız çantayı sırtımda görünce gülümsedi. Güzel bir yemek iyi gelecekti.

Sabaidy Guesthouse’a yakın ana yol üzerinde Jasmine isimli bir hint-malay restoranına oturup son bir aydır belki 50. defa ‘fried rice with chicken’ siparişimi verdim. Soğuk bir de Beer Lao iyi geldi. Resepsiyona dönüp 4000 adalar ile ilgili bilgi aldım.16 yıl Fransa’da yaşayıp 10 yıl önce vatanı Laos’a dönüp, babasının evini hostele çeviren Mr. Vong, Don Det ve Don Khon adalarının en güzelleri olduğunu ama 185 km yolun bu motorlarla çok zor olduğunu ve ayrıca adaya motorun gidebileceği ferry olmadığını söyledi. Bahçede bir sigara yakıp turla mı gitsem acaba diye düşündüm. Acaba Dirty bu işi becerebilir mi?

 

guney laos gezisi - 2009 07

 

Sabah akşamdan şarj ettiğim fotoğraf makinem, polarım, güneş kremim, şapkam, bepanten kremim, içecek suyumun da bulunduğu bir çanta hazırladım. Yanıklarıma bol bol krem sürdüm. Yola çıkmadan da çaktırmadan çalışan bir personelden kask istedim. Günlerden cumartesi ve unuttuğum kaskı bankadan ancak pazartesi alabilirim. 185 km yolda 4 kez mola vererek ki birinde Dirty artık gitmemeye başladığı için zorunlu oldu, 4 buçuk saatte Kamboçya sınırından 15 km beride bulunan adaya gitmek için kayık bakacağım Nakasang kasabasına ulaştım. Son 5 km yine toprak ve engebeli arazide geçti. Sahile ulaşıp bir kayık ayarladım. Dirty ve beni özel olarak geçirmek için 40.000 kipe anlaştım. 3 kişi Dirty’i yüklenip kayığa yerleştirdik. Bu arada adamlardan biri bana arka tekeri gösterdi. Son dakikaya kadar kasan Dirty sanki son noktada salıvermişti.Don Det’e inip patlak tekerle dolaşarak tamir edecek birini aradım. Ama nafile amcamın biri yaparım dedi ama meğer hava basacakmış. Baktı ki patlak “Adada bunu değiştirecek kimse yok” deyip ayrıldı. Bir hostel ayarlayıp Dirty’i bahçesine bıraktım. Herkesin methettiği ki denen kadar var, Mekong üzerinde gün batımını izledim. Adalara henüz elektrik gelmemiş. Jeneratör olan yerler saat 22.30’a kadar çalıştırıyorlar. Don Det adasında oturduğum Hint restoranında daha sonra çok beğenip tekrar deneyeceğim ‘Chicken Tikka Masala’ yedim. Gene beerlao ve sıcak pide yani pan eşliğinde balıktan dönen tekneleri izleyerek keyif yaptım. Lonely Planet buranında Vang Vieng gibi uyuşturucu merkezi haline getirilmemesi için uyarılarda bulunmuş. Friends izlenen diziler ve magic shake’ler yok ama her yanı buram buram maruhanna kokusu sarmış durumda. Ana dili İngilizce olan turistin bol olduğu yerde iseniz olay biraz ‘sex, drug and rock in roll’ oluyor haliyle. Hani bir tepkim yok ama 68 ruhunda politikada vardı, ezilen halkların yanında olmak vardı. Bu gençler uyuşturucu takılıp yan odamdakiler gibi sabaha kadar bağrışa çağrışıca sevişiyorlar ama keşke birazda uzak doğuda ki diktatöryayı, sömürülen halkları, parayla satılan çocukları fark etseler.

22.30’da jenaratörler kapandı. Sabah saat 7 gibi kalkıp bir bisiklet kiralayıp ( 24 saat 8.000 kip) adayı dolaşıp sonra arada bir köprü ile bağlanan diğer adaya Don Khon’a gittim. Köprü Fransızlar tarafından demiryolu taşımacılığı için yapılmış ama sonradan halk normal köprüye dönüştürmüş. Don Khon daha iyi hostellerin olduğu, şelalerde yüzülen, nehir yunuslarının enderde olduğu görüldüğü bir ada. Bu yüzden köprüden adaya geçişte 15.000 kip ücret alıyorlar. Burada kahvaltı yapıp farklı bir patikadan tekrar hostele döndüm. Billies Hostelin geceliği iki kişilik oda için 30.000 kip yani 3 buçuk dolar. Artık Uzakdoğu’da ve böyle harika bir adada bu fiyatlara yer bulmak çok zor. Eminim Koh Phangan, Pai, Vang Vieng ,Luang phrabang bizdeki Olimpos gibi burada da 3-4 yıla kalmaz fiyatlar uçar. Hele seneye geleceği söylenen elektrikte gelirse bu adalarda otel patlaması yaşanır herhalde.

guney laos gezisi - 2009 08

Bisikleti bırakıp, arkadaşım topal Dirty ile seke seke sahile gidip bir tekne ayarladık. Nakasang’ta 25.000 kipe Dirty’i tekrar yola çıkmaya hazır hale getirdiler. Toprak yolu geçip yollarda şarkılar söyleyerek, mola verdiğimiz köylerde güzel Laos insanları ile muhabbetler ederek Pakse’ye30 km kala sapılan Champasak üzerinden gidilen Wat Phou sapağına girdik. Yol ana baba günü. Kamyonet dolusu insanlar festivale gidiyorlar. 7 km sonra Mekong kenarına gelen yüzlerce motor aynı karıncaların yapraklara binmesi gibi 4-6 kayığın yan yana bağlanması ve üzerlerine kalas dizilerek düz platform haline getirilen botlara yükleniyor. Nehirde yüzlerce motor. Mekong’u keyifli bir şekilde geçip Wat Phou için son 10 km’yi kötü bir yolda ilerledik. Tapınağa 5 km kala Dirty’nin ön fren durup dururken kitlendi. Allahtan kalabalıkta yavaş gidiyordum ve ön teker kayınca kendimi üzerinden attım. Yakında ki bakkal yardım etti kaldırdık. Belki yorulmuştur diye 20 dakika bekleyip tekrar çalıştırdım ama ön teker kitli, dönmüyor. Gaz verdimi anında kayıyor. Birkaç köylü baktı ama İngilizcede olmayınca olmaz gibisinden işaretler yapıp gittiler.Belki bir yer bulurum diye 40 derece sıcak altında 100 metre ittire ittire götirdim ama her bakan kafa sallayıp gidiyor. Sonunda bir adam gelip yakındaki evine benle birlikte Dirty’i taşıdı. Anahtarla ön fren vidasını gevşetti. Artık ön frenimde işlevsiz. Sadece ayak freni ile kaldık. Dikkatlice 5 km daha gidip 15.000 kip girişimiz, 5000 kip fotoğraf makinesi paramızı ve 5000 kip motor park ücretimizi ödeyip tapınağa girdim. Ortalık Bolu panayırı gibi ne ararsan var. Halk tapınak içinde değişik noktalarda tütsü yakıp dualar ediyor. Kalabalıktan bütün yollar insan seli. Kadın keşişler beyaz kıyafetleri ile oturmuş, dualar okuyup, üfleyip kollara ip bağlıyorlar. Bende üflenip ipimi bağlattım. Ön frende çalışmıyor belki işe yarar. 2-3 saat kadar güzel fotolar çekip, keşişlerle muhabbet edip bölgeyi dolaştım. Baktım gün batmak üzere hemen Dirty’e atlayıp yola koyuldum. Yine Mekong ve tekneler derken havanın kararması ile Pakse’ye ulaştım.

 

 

guney laos gezisi - 2009 09

 

 

Chicken Tikka Masala, Beer Lao ile klasik bir gece daha geçirip Dirty’i hostele teslim ettim. Bugün dinlenme günüm. Hostelde pinekledim. Sabah 7’de Kamboçya’nın başkenti Phnom Phen’e orda da fazla vakit kaybetmeden henüz işgale uğramamış Kamboçya sahillerine geçeceğim. Laos- Kamboçya sınırında artık vize alınabiliyor, o yüzden buradan geçiş çok kolay. Sınır geçişinde 20 dolar vize ve 1 dolarda pul parası ödeniyor. Tabi bir de fotoğraf gerekli.

 

Herkese selamlar..

Murat

 

1 Comment

  1. Bende 17.11.2014/ 24.11.2014 tarihleri arası VİENTİANE de kaldım. 25.11.2014 salı sabahı istanbul a döndüm. İnanın işim gereği ( TURİZMCİLİK ) Türkiyenin heryerini gezdim. Ama böyle bir ülke daha görmedim gerçekten çok güzel bir yer yine gideceğim hep gideceğim herkeze tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: