Honduras Gezisi

21.03.2008 San Salvador – El Salvador
Birazdan Orta Amerika’daki en uzun yolculuğumuz için El Salvador’un başkenti San Salvador’dan Nikaragua’nın Leon şehrine 10 saatte gitmesini beklediğimiz otobüse bineceğiz. Güney Amerika’da yaptığımız 30-40 saat civarı yolculukların yanında fazla değil ama Orta Amerika için çok uzun bir yolculuk.Gezide 120 günü geride bıraktığım şu günlerde yorgunlukta iyice bastırmaya başladı.Tulga Kostarika’dan sonra eğer Panama giriş vizesi vermezse Brezilya’ya uçup Rio’da bir süre takıldıktan sonra dönmeyi düşünüyor.Bende bu eğilimdeyim ama Venezuela ve Paraguay’da aklımın köşesini sürekli tırmalıyorlar.Cüneyt’in ve Özlem’in Venezula izlenimlerine tekrar baktım. Cüneyt Angel Falls ve çevresindeki ulusal parkı, Özlem’de Karayip kıyısındaki plajları methetmiş. Bu aralar sürekli plaj kenarlarında olduğumuz için o yönü pek çekmiyor ama Angel Şelalesi galiba içimde kalacak.Eğer dönersem oda nazarlık olur artık.Şimdi sırada Nikaragua var ve anlatılanlar doğru çıkarsa galiba bu ülkeyi çok seveceğiz. Bu yüzden biraz fazla kalma niyetindeyiz. Granada ve Ometepe adası zaten rotamızda vardı.Biz bunlara Leon ve başkent Managua’yı da ekledik.
HONDURAS
Guatemala,Honduras,El Salvador ve Nikaragua’nın ortaklığında kurulan CA-4 grubu arasındaki sınırlar aynı Schengen ülkelerinde olduğu gibi kalkmış.Bu ülkelerden birine giriş yaptığınız zaman Türkiye vatandaşlarına vizesiz olarak tanınan 90 gün süre içinde diğerlerinide ziyaret edebiliyorsunuz. Pasaportunuza ilk vurulan mühür dışında bu 4 ülkeden çıkana kadar bir daha mühür vurulmuyor.Bu sayede pasaportumda kalan 2 vize sayfası yeterli olurmu endişesindende kurtuldum ayrıca sınır geçişlerinide hiç beklemeden geçtik.Başkenti Tegucigalpa olan Honduras’ın nüfusu 7 milyon,resmi dili ise İspanyolca. Banka kartları ATM lerde sorunsuz çalışıyor.Ortalama gezgin bütçesi ise 15-20 dolar arası değişiyor.Para birimi Lempiras ve bu günlerde1 USD 19 Lempirasa denk geliyor.
Tarihi diğerleri ile benzerlikler taşıyor. Önce Mayalar varmış sonrasında onları yok eden İspanyollar, ardındanda İngilizler gelip işleri bitene kadar kullanıp 1821’de gitmişler.1838 yılındaki tam bağımsızlığa kadar Meksika’nın bir parçası olarak kalmış.100 yıl kadar gelirinin büyük kısmını muz ihracatındandan kazanmış ve bu yüzden buraya Muz Cumhuriyeti denmiş.20. yüzyılda ise Amerika etkinliği eline almış.Darbeler,karışıklıklar birbirini kovalamış ve Amerika’nın istediği tarz ordu ve muhafazakar iktidarlar milyarlarca dolar destekler sayesinde sonunda burdada kontrolü ele almışlar.Napolyon’un dediği gibi ‘tarih kazananların tuttuğu bir güncedir’.O yüzden hak,hukuk, adalet uğruna ölen binlerece insanın adı bu tarihte geçmemiş.
Honduras turizmi için iki önemli yer var. Bunlar Maya antik şehri Copan ve Karayip kıyılarında yer alan Bay İsland.
Copan Ruinas
Sınırdan sorunsuz geçip bir miktar para bozdurduk.Sınır geçişinde bulunan kafelerin önü Puerto Cortes’e yolcu avlamaya çalışan taksicilerle dolu.Biz hepsini atlatıp saatte bir kalkan otobüsün yanındaki kafede oturup bir şeyler içtik.Otobüs hareket ederken atlayıp rahat deri koltuklara yayıldık. Puerto Cortes’e bir saatlik yolculuk için otobüse 1 dolar ödedik.Oradanda San Pedro Sula’ya 1 saatlik yolculuk için minibüse 25 Lempiras yani 1 dolar 25 cent gibi bir para ödedik.San Pedro Sula kaos bir şehir.İnsanın hiç durmadan kaçası geliyor. Bizde minibüsten inince hemen terminale giden dolmuşların geçtiği caddeyi öğrenip 2 dakika yürüdükten sonra yoldan geçen bir tanesine atladık.Terminal şehre göre bir hayli düzgün hatta içinde büyük ve lüks bir alışveriş merkezi bile bulunuyor.Copan Ruinas’a gitmek için bize gösterdikleri Sultana otobüs şirketine girip bir saat sonra kalkacak fakat Copan Ruinas’a 47 km uzaklıktaki La Entrada de Copan’da indirecek nispeten lüks otobüse 50 Lempiras’a bilet aldık.Bu bir saattede bir şeyler atıştırdık. 2 saatlik rahat bir yolculukla La Entrada’ya geldik. Sırada bekleyen ve artık Orta Amerika’da binmeye çok alıştığımız Amerikan okul otobüsüne atladık. Bu 47 km yi bir buçuk saatte dolmuş misali dur kalklarla bitirdiğimizde artık bizde bitmiştik.

Bu yorgunluğun ödülü gibi Copan kasabası şirin,temiz evleri ve sokakları, güzel restoran ve barları ile bizim ummadığımız bir süpriz oldu.Yerleştiğimiz Iguana Azul Hostel’de bir o kadar güzel olunca keyfimiz hemen yerine geldi.Harika bir duş,ardına güzel bir ziyafet,laundry hizmeti,ücretsiz wireless internet,güzel insanlar,bir çok gezgin daha ne olsun mutluluktan uçuyoruz.Ve bu küçük kasabada kime sorsanız yerini hemen tarif edecekleri hostele şık dorm odaları için 4’er dolar ödüyoruz.Hostel’deki gezginler ağırlıklı olarak Fransız ve Kanada’lı.Akşamda meydanda Semana Santa haftası dolayısı ile düzenlenen etkinlikleri izledik.
Copan Antik Şehri
Sabah erkenden kalkıp güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra kasabaya 1 km uzaklıktaki Maya şehrine yürüdük. Yolda aynı hostelde kalan Fransız bir çiftte bize katıldı.Giriş ücreti olan 250 Lempirası ödeyerek biletlerimizi aldık.Şehir geniş bir alana kurulan tek bir kompleksten oluşuyor. Bu yüzden Tikal’de ki gibi kilometrelerce yürümeye gerek yok.Arkeologlar kazı ve restorasyon çalışmalarına devam ediyorlar.Piramitler ve yapılar Tikal’deki kadar yüksek ve şaşalı olmasada duvar ve kayalara yapılan ince işlemeler ve heykeller benim çok hoşuma gitti.Mayalar için çok önemli merkez olan Copan’nın kültürel ve sosyal yapısından dolayı bilim adamları burayı Maya’ların Paris’i olarak adlandırmış.Maya’ların 3000 yıl yaşadığı bu şehir diğer Maya şehirlerinin yanında işlemecilik ve heykeltraşlık açısından eşsiz.Müzeyi ziyaret ederek bu ince işçiliğin daha fazla örneklerini görebilirsiniz.Ayrıca ücret alınan tünellere girmenize bence gerek yok.
Öğleden sonra çarşıda gezip bir iki alışveriş yapıp fotoğraflar çektik.Honduras’ın kahve ve puroları meşhur.Ve tabi erkeklerin bir çoğunun giydiği beyaz kovboy şapkaları.Ata binmek ve hayvancılık bir çok köylünün uğraşı.Copan’da son akşamımızda Hostelden 6 kişilik bir grupla bara gittik.Güzel muhabbet oldu.Sabah erken kalkacağımız halde geç saatlere kadar kaldık.Kasabadaki yemek,içki fiyatları ortalama değerlerde ama bir çok kişinin yediği sokak yemekleri gayet ucuz ve içecekleri bakkaldan almakta yine bütçeye katkı sağlıyor.
Santa Rose de Copan
Copan Ruinas’tan sonra gezmeyi planladığımız Gracias ve Santa Rosa için sabah saat 7’de kalkan otobüsle yine La Entrada aktarmalı bir şekilde Santa Rosa’ya geldik.Otobüslere bu yolculuk için toplam 70 Lempiras ödedik ve yolculuk 1’er 1’er olmak üzere toplam 2 saat sürdü.Terminalde inip zorlu bir bayır yukarı tırmanışla Parque Central denilen merkeze ulaştık.Şehirin tadı tuzu yok ki burası kitaplarda niçin önerilmiş anlayamadık.Hostel El Rosario’ya duşsuz 2 kişilik oda için 250 Lempiras ödeyerek yerleştik.Hostel’de çok kötü. Biraz sokaklarda dolanınca anladık ki buraya boşuna gelmişiz keşke San Salvador’a devam etse idik olduk ama artık çok geç, oteli ödedik.Durum böyle olunca otele döndük. Önce Danimarkalı Estel ve Carmen sonra Kanadalı Eve ve Twin ile tanıştık. Aylardır yoldalar ve özellikle
Danimarkalı kızlar daha uzun sürede kalacaklar.Kanadalı kızlardan biri Bolivya’ya diğeri ise Panama’ya kadar inecek.Şehirde yapacak bir şey olmayınca güzel bir restoran bulup piza yedik,ardından gezi muhabbetleri.Akşam sokak yemekleri ki bu kızlar sayesinde öğrendiğimiz ve sokalarda satılan Popusas ve yanına içecek olarak verilen Horchata’nın sonradan müptelası olduk, ardındandanda dondurmacı ve otelde devam eden muhabbetlerle yeni arkadaşlar edinmiş olduk. Sabah erkenden kalkıp hep birlikte terminale gittik Danimarkalılar Copan Antik Şehrine, Kanadalılar Gracias’a bu arada Danimarkalıların dediğine göre Gracias’ta da aman aman bir durum yok ve bizde San Salvadora giden otobüslere bindik.
Bu arada Nikaragua otobüsü kaçacak o yüzden El Salvador’a gidişi ve ülkedeki gözlemlerimi bir sonraki notlarda anlatırım. Herkese çok selamlar.

admin

emrah kurtulmus

You May Also Like

Küba’ya Son Bilet

ORTA AMERİKADAN

Nikaragua Gezisi

Orta Amerika Gezisi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir