Pages Menu
TwitterFacebook
Categories Menu

- Gezgin: - Oca 3, 2010 Konu: Belgeseller | 0 yorum

Papua Yerlileri | Gezmek için Yaşamak

 

İZ TV’de keşfetmek için yaşayanlara özgü yeni bir kuşak başlıyor: Gezmek için Yaşamak. Gönüllü seyyahlar, ilk yolculuklarında Papua yerlilerinin yaşamına konuk oluyor.

Hayatta bazı insanlar sadece gezmek için yaşamaya adamışlardır kendilerini. Gezmekten büyük keyif alır, farklı kültürleri, farklı gelenekleri görüp tanımak isterler. Her yolculuk insanı zenginleştirir. Bunu bilenler, küçük bütçelerle büyük seyahatler yapmak için kendine zaman yaratır.

Eskişehir’de de gezmek için yaşayan, yaşamak için gezen bir grup gönüllü seyyah var. Coşkun Aral’ın belgesellerini seyrederek büyümüş, dünya atlasına bakarak hayallere dalmış ve bir gün bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek için yollara düşmüş bir grup gezgin… Gezmek için zengin olmak gerektiğine inanmayan, imkânsızı mümkün kılan bir grup gerçekçi hayalperest.

Murat ve Yekta Fıçıcı, üniversite yıllarından beri gezmeye tutkun. Yalnızca sırt çantalarını alarak gerçekleştirdikleri yolculuklar sayesinde birçok kültürle tanışmışlar. Onlara eşlik eden arkadaşlarıyla birlikte, dünyanın doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine farklı ülkelere yolculuk ediyorlar. Amaçları, herkesin ufak bütçelerle katılabileceği zengin içerikli geziler düzenlemek. İki gezgin, 8 yılda 94 ülkeye yaptıkları yolculuklarda gördükleri değişik uygulamaları Eskişehir’deki kafelerine de taşımış. Bugün kafe ve restoran işletmeciliğinde Türkiye’ye ilkleri getirip öncülük ediyorlar. Eskişehir’de doğan, Ankara ve İzmir’deki kafeleriyle büyüyen grup, tecrübelerini bu mekânlarda gezgin ruhlu insanlarla paylaşıyor.

Papua gezisi ekibinde, aynı zamanda Cafe del Mundo çalışanı olan, her biri yüze yakın ülke gezmiş, sekiz sırt çantalı gezgin var. Onlara, ailelerinden dört kişi, bir doktor ve İZ TV’nin kamera ekibi eşlik etmekte. Gezi ekibinin büyük kısmı, genç birer servis elemanı olarak çalıştıkları kafe sayesinde birçok ülke gezme fırsatı bulmuş. Dünyayı gezerken kazanılan vizyon ve özgüven, zamanla hepsini başarılı birer yönetici konumuna getirmiş. Bugün, yönetici ve ortak olarak ekibin içinde yer alıyorlar.

Gezginlerin bu seferki rotası, Avustralya kıtasında bulunan Papua ile Endonezya’ya bağlı Bali Adası’ndan geçiyor. Ekip, İstanbul’dan yola çıkıp Kahire, Bangkok, Kuala Lumpur ve Makassar üzerinden uçarak, uzun bir yolculuğun ardından Papua’ya varıyor.

1511’de adaya gelen Portekizliler, Papua’ya “ilhas dos Papuas”, yani kabarık saçlılar adası demiş. Papua adı, Malayca’da kabarık saç anlamına gelen “papuwah” kelimesinden geliyor. Kabarık saçlılık aslında bir hastalık. Ada yerlilerinde, normal bir insan kafasında birim alanda çıkan saç miktarının on katına yakın saç teli oluyor. Portekizlilerden yüz yıl sonra adaya gelen Hollandalılar ise, buradaki kara derili insanları Gine’de yaşayan kabilelere benzettiklerinden dolayı, buraya “Yeni Gine” demişler. Daha sonra yönetime geçen Endonezyalılar ise, adayı önce “Irian Barat” sonra da “Irian Jaya” olarak adlandırmış. Yerel Biak dilinde “irian”, “denizden yükselen ateş toprakları” anlamına geliyor. “Jaya” ise Bahasa dilinde zafer anlamında. 2001 yılında adadaki ayrılıkçı akımları dindirmek için Endonezya hükümeti tekrar Papua adını kullanmaya başlamış.

Gezi kitaplarında Papua Adası’na “gezginlerin Mekke’si” denir. Dünyayı gezmek bir yaşam biçimi ise, burayı gezmek de gezginler için bir nevi ibadettir. Dünyanın ikinci büyük adasında 250 farklı dil konuşulmakta ve burada hâlâ modern dünyanın ulaşamadığı kabileler yaşamakta. Ender bulunan canlı türleri, kuş cennetleri, sualtı canlı çeşitliliği, arkeolojisi, ormanları ve dağları ile dünyanın belki de yaşadığımız yüzyıla direnen son savaşçısı Papua Adası. Adanın iç bölümlerinde yer alan ve karadan araç ile ulaşımı olmayan Baliem Vadisi ise, bugün gezegenimizde geleneklerini koruyarak kalabilen son kabilelere ev sahipliği yapıyor.

Gezginlerimizin Papua Adası’ndaki en etkileyici duraklarından biri Baliem Vadisi’nde bulunan Wamena. Ekip bu noktaya varmak için tam 4 günününü yolda geçiriyor. Toplamda 6 uçuş yaptıktan sonra nihayet Wamena’ya ayak basıyorlar. Bu şehrin çevresinde bulunan Dani köyleri, modern dünyanın henüz el uzatamadığı noktalar.

Papua’da birçok kabile var. Wamena’nın yakın çevresindeki tüm kabilelere Dani deniyor. Daha uzakta ise Yani’ler ve Lani’ler bulunuyor. Adları, aynı şiirin kafiyesi kadar birbirine yakın olan bu kabilelerin aslında apayrı özellikleri var. Kabileler, dilleri, kıyafetleri, fiziksel yapıları ile ayrıldıkları gibi, gelenekleri ile de farklılaşıyor. Bazıları güncelliğini koruyan, bazıları ise yakın zamanda terk edilmiş bu gelenekler arasında, öldüklerinde mumyalanan kabile reisleri, kaybettikleri her aile bireyi için bir parmağı kesilen ve ölen kocalarının yerine eşlerinin kardeşiyle tekrar evlendirilen kadınlar var. Çocuk doğuran kadınların daha iyi süt verebilmeleri için ilk üç yılda eşleri ile beraber olmaları da yasaklanmış.

Baliem Vadisi’nde yaşayanların ekonomik ilişkileri de gelenek ve töreleri kadar ilgi çekici. 1958 yılında vadiye ilk kez gelen misyonerler, köylerde birçok domuz görünce, yerel dilde domuz anlamına gelen “wam” kelimesinden esinlenerek, buraya Wamena adını koymuş. Domuzlar ada yaşamında o kadar önemli ki, buradaki para birimi bile domuz ile ölçülmekte. Tıpkı Etiyopya’daki Omo Vadisi’nde yaşayan Mursilerdeki öküz ya da Arap kabilelerinden Bedevilerdeki deve gibi, burada da zenginliği temsil eden unsur domuz olmuş. Evlenirken, kız tarafının ailesine başlık parası olarak domuz ve pirinç hediye ediliyor.

Kendine has düzenini modern dünyadan uzakta sürdürebilen coğrafyalar, her zaman gezginlere heyecan veriyor. Papua Adası, bütün bu ilgi çekici özellikleriyle, gezmek için yaşayanları kendine çağırıyor. Benzersiz coğrafyası ve birbirinden güzel manzaraları, rengarenk yerel pazarları, özgün yemekleri, insanı kimi zaman korkutan, kimi zaman şaşırtan kültürleriyle, Papua gezginleri bekliyor.

Dünya, keşfedilecek güzelliklerle dolu. Onun bakir köşelerine yapılan yolculuklar, birbirinden renkli hikâyelerle, gezginlerin hafızalarında unutulmayacak izler bırakıyor. Bu güzelliklerin tadına bir kez varanların yolculukları ise hiç bitmiyor.

Bambaşka bir gezi deneyimine ortak olmak için, Gezmek İçin Yaşayanlar’ın farklı kültürler ve coğrafyalardaki yolculuklarını izleyin.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: