Pages Menu
TwitterFacebook
Categories Menu

- Gezgin: - Şub 12, 2012 Konu: Güney Amerika | 0 yorum

Peru Sömestre Gezisi

Peru Sömestre Gezisi

12.02.12, Pazar, Puno / Cusco
Cusco’ya doğru olan yolculuğumuzda adım adım eski İnka şehirlerinin birkaçında duraklayıp akşam şehre ulaşmış olacağız. Tur otobüsü 7’de hareket edeceği için oldukça erken kalkıp check-out yapar yapmaz terminalin yolunu tuttuk. Rehberimiz Daniel duraklarla ilgili bilgi verdikten sonra ören yerlerine giriş için 24 sol vermemiz gerektiğini hatırlattı.
İlk durağımız 3879 metrede yer alan Pucara. İnkalar korunmak ve güneşe yakın olmak için şehirlerini yüksek yerlere inşaa etmişler. İnkalar için kutsal sayılan 3 hayvanın (akbaba çok yüksekten uçabildiği için tanrının habercisi olarak kabul ediliyormuş; puma gücü temsil etmekteyken, yılan aklın ve bilimin temsilcisiymiş) yani sıra Pucara için öne çıkan diğer hayvan ise kurbağa. Kentte su sorunu olduğundan suyla ilintilendirdikleri kurbağayı halk kutsal hayvan olarak kabul etmisş. Koloni zamanından önce gücü temsil ettiği için çatılarda puma figürleri boy gösterirken, sonrasından yerini iki boğa figürüne bırakmış anlamında değişiklik olmadan. Ek olarak anne ve babayı temsil yoluyla aileye gönderme yapılmaktaymış. Eski Inkalardaki her toplumda olduğu gibi Pucara halkı da soylu cocuk ve bebekleri saf kanını tanrıya adamak adına seçmekteymiş. Bu seçim din adamı tarafından yapılmaktaymış.

 


İkinci durağımız olan La Raya 4318 metreyle turdaki en yüksek nokta. Burada küçük bir lama türü olan “alpaca”ları ve koyunu andıran çok şirin yavrularını yakından görme fırsatımız oldu. Çevrede elişi dokumaları satan teyzelerin sırtlarındaki çocukların hiç ses çıkarmaması ilginçti. Gördüğüm en sakin çocuklardı sanırım. Sonrasında öğle yemeği için Sicuani’ye doğru yol aldık. Açık büfede alpaca etini tatma fırsatımız oldu. Sonuç;  Atacama Çölü’nde tattığımız lama etinden bir farkı olduğunu düşünmemekle beraber hala lamalarin etinin tüketilmemesi gerektiğini düşünmekteyiz!..
Ufak ama güzel bir meydanı olan ve seramik manasına gelen Raqchi 15.yy’daki en büyük tapınaklardan birine ev sahipliği yapmış Raqchi Wiraqocha Tapınağı. Zamanında 200 kadar soylunun burada yasadığı söyleniyor. Çok dayanıklı sütunlar üzerinde yükselttikleri tapınağın çatışını ağaç dalları ve otlarla örtmektelermiş. Koloni zamanında çatı yerini modern çatıya bırakmış. Tapınağın arka tarafındaki evlerin ortasından geçen güneş yolunu astrolojik saat olarak kullanmaktalarmış. Güneşi gözlemlemek yağmur mevsiminin başladığı 21 Aralik tarihini saptamak açısından Inkalar için önemliymiş. Güneş yolunda yürürken evlerin simetrisi oldukça dikkat çekici.

 


Ve Cusco’dan önceki son durağımız olan Andahuaylillas’a varıyoruz. Buradaki St.Peter Kilisesi 16.yy’da Inkaların insan adadığı alan üzerine koloni zamanında yapılmış. Perulu ressam Luis De Riano’nun yaptığı tablolar duvarları süslüyor. 17.yy da yapılan freskler Güney Amerika’daki ilk örneklerinden. Restorasyon hala devam ediyor. Kilisenin yanındaki müzede Tanrı’ya adanmış bebek ve çocuk mumyalarını görmek mümkün. Inkalar beyindeki sinir hücrelerini arttıracağını düşündüklerinden ve soyluları halktan ayırmak için, bebeklerin kafalarının ön ve arka  kısmına tahta koyarak 9 ile 10 yaşına kadar kafatasının yukarıya doğru büyümesini sağlıyorlarmış.
Turdaki en ilginç yer olan müzeden ayrıdıktan sonra 17:00’de Cusco Havalimanı yakınlarındaki Inka Express Terminali’ne vardık. Taksi ile merkezde yer alan Wild Rover Hostel’e ulaştık (5 bolivyanos). Oldukça konforlu olan hostelin 6 kişilik dorm ücreti gecelik 32 bolivyanos. “Irish pub”ı, tur acentası, bilardo masası, lezzetli yemekleri gibi artıları olsa da kullanıma açık bir mutfağı olmayışı  eksisiydi. Yerleştikten sonra puma şeklinde inşaa edilmiş olan Cusco’nun arnavut kaldırımlarını gece boyunca arşınlıyoruz.

 

13.02.12, Pazartesi, Cusco

Sabah erkenden Santa Maria
otobüs bileti almak için Quillabamba Terminali’ne taksi ile gidiyoruz.(5
sol) Santa Maria nereden çıktı derseniz: Her şey dün gece Tamerle
internetten Machu Picchu’ya en ucuza nasıl gidilir diye araştırırken
şekillendi. Araştırmalarımız sonunda Lonely Planet’in forumu olan Thorn
Tree’de yer alan yolu izlemeye karar verdik. Rota şu şekilde:

Cusco – Santa Maria otobüsü 5 saat (30 sol)
Santa Maria – Santa Terasa taksi 1 saat (15 sol)
Santa Terasa – Hidroelektrik taksi ile 1 saat (10 sol)
Hidroelektrik – Aguas Calientes yürüyüş (2 saat)

Cusco’daki acentaların Cusco’dan Ollantaytambo’ya kadar otobüs
sonrasında trenle Aguas Calientes’e 168 dolara(gidiş-dönüş) ulaşması ve
bulduğumuz rotanın yürüyüş içermesi seçimimizi çoktan belirlemişti. Bu
arada terminaldeki en ucuz bileti Turismo Ampay’dan aldık.(13 sol)
Sonrasında açsanız terminalin hemen karşısında 3 sol karşılığında sebze
çorbası, pilav üstü balık ya da kavurma içeren menü ile doymak mümkün.
Merkezden terminale taksi ile 5 dakikada ulaşınca dönüşü yürüyerek
yapmaya karar verdik. Merkeze ulaşmak için Plaza Belen oklarını Calle
Matara ile kesişinceye kadar takip etmeniz yeterli.(20 dakika)

Gökçe ve Emrah alışveriş için bizden ayrılırken Baran, Tamer
ve Mesutla Terminal Terrestre del Cusco’ya doğru Puerto Maldonado bileti
bakmak için yürümeye başladık. El Sol Caddesi üzerinde heybetli İnka
heykeli olan Pachacuteq’i görene kadar yürümeli ve sonra sağa
dönmelisiniz.(45 dakika) Tahmin ettiğimiz gibi merkezdeki 80 sol olan
bilet fiyatının oldukça aşağısına 50 sole bilet bulabilirisiniz. Machu
Picchu dönüşü gruptan ayrıldıktan sonra ne yapacagımıza henüz karar
vermediğimiz için Tamerle birkaç bilete baktık: Cusco – Sao Paulo (230
dolar / 72 saat), Cusco – Buenos Aires (180 dolar / 84 saat) direkt
otobüslerini bulabildik. Hem fiyatları hem de yolculuk süreleri bu
kararı Machu Picchu dönüşüne ertelememize neden oldu. Bilet işini
netleştirdikten sonra merkeze doğru tekrar yürürken Convento de Santo
Domingo Qorikancha’nın girişinde Tamer ve Mesutla ayrılıp Baranla
manastırı gezmeye koyulduk.(giriş 15 sol / öğrenci 7 sol) Duvarlarının
yapımında en iyinin Tanrı’ya ait olması gerektiği düşünülerek altın ve
gümüş kullanılmış manastırın üst katı geçici çağdaş sanat sergilerine ev
sahipliği yapıyor. Manastır olarak kullanılmadan önce İnka tapınağı
olan yapıdaki su kanalları ve bir yap-bozu andıran kayalar hayranlık
uyandırmaya yeterli. Aynı biletle girebileceğimiz Manasterio de Santa
Catalina de Sena’nın kapanış saati olan 17:00’ye malesef yetişemiyoruz.
Onun yerine Plaza de Armas’da yer alan Templo de la Compania de Jesus’u
gezip akşam yemeğine kadar Cusco’nun ara sokaklarını keşfe koyuluyoruz.
Hostelin yakınlarındaki Pollos Quillabamba’da 2.5 sole yediğimiz
hamburger sonrası yarınki yolculuğu düşünerek hostelin yolunu tutuyoruz.
Ne de olsa yarın büyük gün!..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: