Pages Menu
TwitterFacebook
Categories Menu

- Gezgin: - Ara 14, 2007 Konu: Güney Amerika | 0 yorum

Uruguay Gezisi

14.12.2007 Colonia -Montevideo – Uruguay

Buenos Aires’te kaldığımız hostelden Uruguay’a giden ferry botun nereden kalktığını öğrendik. Eşyamızın bir çoğunu Hostelin emanet odasına bırakıp, küçük çantalarla Florida caddesine doğru yola koyulduk. Caddenin bitiminden yani San Martin’den sağa denize doğru yönelirseniz Uruguay’a giden şirketlerden biri olan Buquebus’ın iskelesine ulaşıyorsunuz. Sıra numarası alıp ilk ferry bota rezervasyonumuzu yaptık.Ortalama 2-3 saatte bir bot var ve hızlı olanlar 1 saatte Uruguay’ın turistik kasabası Colonia’ya ulaşıyor. Bizde 33 dolar ödeyerek 50 dakika süren yolculukla Colonia’ya vardık.Hızlı olan Ferry Bot’lar denk geldi bunlar bizim deniz otobüslerinden ve biraz pahalı. Eğer sabah 8 ‘de kalkan bizim şehir hatları vapuru benzeri gemi ile giderim derseniz sadece 8 dolar ödeyerek 5 saatte de Uruguay’a gitmek mümkünmüş.

Arjantin tarafında ki iskelede hem Arjantin’den çıkış hem de Uruguay’a giriş işlemleri aynı masada yapıldı.Arrival ve Departure kartlarını doldurmak için kalem bulundurmanızda fayda var. Ve bu kağıtlardan sizde kalanları asla kaybetmeyin sonra çıkışta sorulduğunda gösteremezseniz ceza ödemek zorunda kalırsınız.

COLONIA DEL SACREMENTO

Colonia,1680’de Portekizliler tarafından Buenos Aires’e kaçak mal sokabilme amacı ile kurulmuş, Daha sonra aynı amaçla 1762’den 1777’e kadar İspanyol hakimiyetinde kalmış. Bu tarihte vergi reformu yasaları ile Buenos Aires’e direk mal getirebilme izni çıkınca önemini yitirmiş.Bu şirin kasaba eski binaları, kumsalları, güzel restoranları, manzaraları, müzeleri ve eğlence hayatı ile günümüzde Uruguay’ın gözde bir turistik beldesi olmuş.

Ferry bottan indikten sonra sokaklar da yürüyerek kalacak hostel aradık. İlk girdiğimiz Colonia Hostel’i beğenmeyince kalmadık. İkinci gittiğimiz yer olan Barbot caddesi 164 numaradaki El Viajero Hostel’de kalmaya karar verdik.Dorm odaların kişi başı fiyatları 8 Euro. Kahvaltı dahil. Yine olması gereken her şey var. Odalarda air condition ve wireless internet gibi özellikler de bulunuyor.

Hostelden aldığımız şehir haritasında ki yürüyüş turunun güzergahını takip ederek eski evleri ve sokakları gezdik. Çok iyi korunmuşlar.Eski evlerin bir çoğu bugün kafe,restoran veya hediyelik eşya dükkanı olarak kullanılıyor. Bazıları da müzeye dönüştürülmüş. Yürüyüşten çok zevk aldık. Şık bir restoranda yemek yedik. Masalar sokaklara dizilmiş. Dekor olarak antika arabalar kullanılmış.Doğal dekor olarakta her yer rengarenk çiçekli ağaçlar ile dolu.

Akşam ise hostel’de tanıştığımız İrlandalı çift Amy ve Philip, Amerika’lı Martin, adlarını hatırlayamadığım İsviçreli ve İngiliz iki arkadaşla grup olarak bara gittik..Gezginlik anıları, dünya meseleleri derken, canlı müzikte güzel olunca sabah 5’e kadar kalmışız adı 34 olan barda.Ertesi gün kahvaltının ardından Amy ve Philip ile birlikte 2 saatlik otobüs yolculuğu ile başkent Montevideo’ya geçtik.

MONTEVIDEO

3.5 milyon nüfuslu Uruguay’ın, çoğunluğu öğrencilerden ve genç işçilerden oluşan 1.3 milyonu başkent Montevideo’da yaşıyor. Gençlerin çok olması şehre canlılık katmış.Uruguay Güney Amerika’nın İsviçresi gibi deniyor. Yani bankası ama bu özellik 2000 yılların başlarında Arjantin’de yaşanan kriz sonrası bankalarda ki yatırımın % 80’nine sahip olan Arjantinlilerin neredeyse bütün paralarını Uruguay’dan çekmesi ile ülkeyi büyük bir krize sokmuş. Güney Amerika’nın güçlü ekonomilerinden biri olarak kabul edilen Uruguay’da enflasyon bir anda % 3 ten % 40’a fırlamış.Krizi durdurabilmek için bankalar tatil edilmiş.Sonrası bizimde bildiğimiz hikayeler IMF, vergiler, kemer sıkma politikaları.Hayırlısı diyelim.

4 kişi, otogardan10 dolara bir taksi tutup önceden seçtiğimiz Red hostele gittik.Buranın da hiç bir eksiği yok. Harika bir terası, tarihi bir bina olması , kahvaltısında çeşit çeşit meyvalar ikram edilmesi gibi şeyler ekstra özellikleri. Resepsiyonda vardiya usulu çalışan gezginlerde size şehir ile ilgili her konuda yardımcı oluyorlar.Dorm odalarda konaklama 10 Euro. Adresi San Jose 1406.

Eski şehir anlamına gelen Ciudad Vieja bölgesi 19. yüzyıldan kalma neoklasik binaları ile Montevideo’nun ilgi çeken turistik merkezi.Bizde ilk önce burayı gezerek bol bol fotoğraf çektik. Geniş bir alana yayılan Ciudad Viaje’nin bazı ıssız sokakları terkedilmiş evleri ile insanı ürpertiyor.
18 Temmuz caddesinin, üzerinde yer alan alışveriş merkezleri, restoran ve barları, bankaları sayesinde kaldırımları sürekli kalabalık. Caddenin sonunda yer alan Plaza İndependencia şehrin markezi ve modern kısımdan tarihi bölgeyede geçiş yeri.Burada ve bir çok yerde ülkenin kahramanı olan Mausoleo Artigas’ın heykellerini görmek mümkün.Şehrin doğusunda yer alan Rambla, plajları ile ayrı bir ilgi odağı turistlerin. Pazar günleri Tristan Narvaja caddesine kurulan Güney Amerika’nın en büyüğü dedikleri pazar gezilebilir.Gece hayatı ise bir çoğunda canlı müzik olan barlarda sabaha kadar devam ediyor.

Hareketli ve eğlenceli bir şehir Montevideo. Burada çok güzel arkadaşlar edindik. Kaldığımız hostelde tanıştığımız Marmarisli Uğur’da Güney Amerika’da tanıştığımız ilk Türk gezgin oldu.
Uğur’un gruptaki Almanla almanca, İspanyol ile ispanyolca, İrlandalı ve Amerikalılarla onların aksanlarında ingilizce ile muhabbet etmesi ve üzerine ana dili gibi bildiği Fincede rehber olması ve bunları hiç kurs almadan daha 24 yaşında yapabilmesi herkesi hayrete düşürdü. Yol arkadaşı olarak kimseyi ikna edemediği halde binlerce kilometre uzakta yollara düşmesini de takdir ediyor, herkesi güldürdüğü neşesinin devamını diliyoruz.

Bir de Mate olayına deyinmek gerek. Nerdeyse herkesin kolunun altında bir termos ve ellerinde içinde kaşık benzeri bir pipet olan bir bardak.Bir içeceğin bu kadar fanatiği nasıl olunabilir şaşırmamak elde değil. Hani kolay taşınabilen bir şey olsa tamam ama o koca termos her yere koltuk altında nasıl taşınır. Bardağın içinde yer alan süzgeçe değişik çay ve baharatlardan oluşan bir karışım olan mate konuyor ve üzerine sıcak su dökülüyor.Bardak boşaldıkça termostaki sıcak su ile tazeleniyor.Ve bütün gün bu işlem tekrarlanıyor. Ne diyelim Mate tutkusu.

Yine Colonia üzerinden Ferry botla Buenos Aires’e döndük. Bir gece konakladıktan sonra Şili’nin başkenti Santiago’ya geçtik. Mısır’da birlikte gezerek arkadaş olduğumuz Romina ve Felipe’nin misafirleri olarak Şili’nin tadını çıkaracağız.Birlikte bir rota çizdik güneye doğru.Pazartesi başlayacağımız yolculuğun rotası şöyle: Pucon,Lake district,Puerto Montt,Puerto Arenas,Torres del Paine,El Calafate,Ushuaia. Pazartesi’ye kadar ise Santiago ve çevresini gezeceğiz.Ayrıntılarla bir sonraki notlarda görüşmek üzere herkese selamlar.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: