Pages Menu
TwitterFacebook
Categories Menu

- Gezgin: - Eki 4, 2006 Konu: Asya | 0 yorum

Uzakdoğu Rotası 3 – Vietnam

Uzakdoğu Rotası 3 – Vietnam

VİETNAM

 

Vietnam denilince çoğumuzun aklına Amerika’yla yapılan savaş ve bu savaşın üzerine yapılan Hollywood filmleri gelir.Bu savaş Vietnam halkının ilk savaşı değildi. Savaş ve hürriyet özlemiyle yoğrulmuş bir halkın esareti kabul edemeyeceğini geçte olsa anladı Amerika…

 

Pirinç, acıdan kıvranır durur havanda

 

Sonra geçer acısı, süt gibi ak olur

 

İnsanlarımızda havandaki pirinç gibi

 

Yumruğu yiye yiye adama benzer

 

Kan ağlaya ağlaya temiz pak olur.

 

Ho Chi Minh, Vietnam’ın Ho amcası böyle anlatmış halkını tutukluluk yıllarında yazdığı bir şiirde.1890 yılında doğan Ho Chi Minh 55 yaşına geldiğinde ülkesinin bağımsızlığını sağlamış bir kahraman olarak Kuzey Vietnam’ın Cumhurbaşkanı olur. ABD güdümlü yönetilen Güney hükümetine karşı örgütlenen Vietkong Gerillalarını sürekli destekler. Ve sonuç olarak Vietnam Savaşı tüm şiddeti ile başlar. ABD B-52 bombardıman uçaklarıyla ülkeyi kan gölüne çevirip, 72 milyon litre kimyasal bombayla insanları ve doğayı yakıp yıkar. Bu savaşta Vietnam halkının gösterdiği direniş 68 ruhunun simgesi olur. Efsanevi devrimci lider Che Guevara, ta Güney Amerika’dan bu kuşağın dilinde şarkıya dönüşen sloganı haykırır: “İki, üç daha fazla Vietnam!” Çünkü dirençti, özgürlük uğrunda savaşmaktı, başkaldırının ta kendisiydi Vietnam! 1975 yılında Vietnam ABD’yi topraklarından çıkarmayı başardı ve Birleşik Vietnam kuruldu.

 

SAYGON (HO CHI MİNH VILLE )

 

Phnom Phen’den bindiğimiz otobüs bizi Saygon’da gezginlerin konaklama bölgesi olan Pham Ngu Lao’ da indiriyor. Saygon’da herkesin ilk dikkatini çeken motosiklet kalabalığı olacaktır.6 milyonluk şehirde 5 milyon motosiklet. Birkaç hostel gezdikten sonra My My Arthouse’a yerleştik. Çok şirin bir mekan, odaların mimarisi ve düzeni özenle hazırlanmış. İki kişilik oda fiyatları 8-10 $ arasında değişiyor.Hostelin sahibi bayan Han’da sürekli gülen yüzüyle karşılıyor gezginleri.

 

Odamıza yerleştikten sonra Han bizi bir restorana götürüp yemek siparişi verdi. Vietnam yemeklerinden bol bol yedik. Tavuk sanarak yediğimiz kroketin ki çok lezzetliydi ancak perdeli ayaklarını kemirirken kurbağa bacağı olduğunu anladık.

 

Saygon’da gezginlere mutlaka gezmelerini önereceğimiz 2 yer var. Bunlar Mekong deltası ve Cu Chi tünelleri. İndoçin bölgesinin adı efsanelere konu olan nehri Mekong, Vietnam’dan denize dökülüyor ve dökülürken de dünyanın en büyük deltasını oluşturuyor. Buraya 1 veya 2 günlük turlar tercih ediliyor. Bir gün 7$ , iki gün bir gece 20$ , üc gün iki gece 27$ , dört gün üç gece 50$ ‘a Mekong delta turları var. Bunlardan birisine mutlaka katılın. Bizim tercihimiz 1 günlük tur oldu. Doğal güzellikleri görmek ve yerel halkın geleneklerini, kültürlerini tanımak açısından çok faydalı bir gezi. Cu Chi tünelleri ise Vietkong askerlerinin önce Güney Vietnam’la daha sonra ise Amerikan askerleriyle savaşırken yaptıkları 250 km uzunluğundaki tüneller. Keskin zekalarıyla düşündükleri savaş teknikleri ve ince ayrıntılar sizleri hayrete düşürecek. Buraya Sinh Café’nin düzenlediği tur ile gidebilirsiniz. Tam gün tur, yemek hariç 4 $, tünellere giriş için 4 $ ücret ödeniyor. Bir gününüzü de mutlaka yürüyerek veya bisikletle yapacağınız şehir turuna ayırın.

 

Saygon’da yapılması gerekenleri tamamladıktan sonra, Başkent Hanoi’ye açık bilet alıyoruz. Açık bilet size Saygon ve Hanoi arasındaki seçeceğiniz 5 noktada konaklayıp tekrar aynı biletle devam etme imkânını sağlıyor. Biz yol üzerinde 2 nokta tercih ettik. İlki Saygon’dan 10 saat uzaklıktaki Nha Trang diğeri ise Nha Trang’tan 12 saat uzaklıktaki Hoi An.

 

NHA TRANG

 

Vietnam turizmine okyanus kenarında ki güzel plajları, dalış bölgeleri, adaları ile hizmet veren küçük bir kasaba burası. Okyanusta yapılacak bir günlük adalar turu için mutlaka konaklanması gereken bir yer. Zaten burada yapılacak tek şey; ya tekne turuna katılmak, ya da bütün gün plajda güneşlenmek. Sabah erken saatlerde başlayıp havanın karardığı saatlere kadar süren bu tura bizde katılıp güneşin, yüzmenin, yerel yemeklerin, mercan adalarının tadını çıkarıyoruz. Yemekte inanılmayacak kadar bol balık, pavurya, karides kabuklular ikram ediyorlar. Akşamüzeri de artık yiyemeyeceğim diyene kadar tropikal meyveler. Elinizi cebinize gün boyu hiç götürmediğiniz bu turun ücreti ise sadece 6 $.

 

HOI AN

 

Bize ilk gördüğümüzde Antalya Kaleiçi’ni anımsatan bu kasaba, el sanatlarının merkezi. Hoi An, çok eski ve çok güzel bir nehir kıyısı kasabası. Güzel Sanatların hemen her dalında hünerlerini sergileyen sanatçılarla dolu olan bu eski Fransız kolonisinde 2-3 gün konaklayıp dinlenmenizi tavsiye ederiz. Geceleri yüzlerce Çin fenerinin aydınlattığı sokaklarda yürümek çok farklı bir keyif veriyor. Bir gününüzü de mutlaka bu topraklarda hüküm sürmüş Champa İmparatorluğu’ndan kalan My Son’daki arkeolojik eserleri gezmeye ayırın. My Son, 2 ve 15nci yüzyıllar arasında bölgede hüküm sürmüş bir Hindu krallığının merkezi. Konaklama Kuzeye doğru ilerledikçe daha da ucuzluyor. Hoi An’da iki kişilik oda fiyatları 5-8 $ arasında değişmekte. Akşam yemekleri için nehir kıyısındaki Hong Phuc Restorana gidin. Muz yaprakları arasında pişirilmiş özel soslu deniz balıklarından yiyin. Arkasından  tropikal meyvelerden oluşan bir meyve salatası ve bir büyük BGI birası. Ücretsiz sade pilav, ekmek niyetine getiriliyor. Tüm bunlar sadece 3 $.

 

HANOİ

 

Ha Noi Vietnam dilinde iki nehir arasında kalan kent anlamına geliyor. Bu iki kelime birleşerek başkentin ismini oluşturmuş. Aynı Saygon’daki gibi Hanoi’de de motosikletler ve bisikletler trafiğin hakimleri. Burası bizde ki Ankara benzeri memur kenti görünümünde. Vietnam içinde komünizmin

 

merkezi konumunda. Belki bundan dolayı da eğitim düzeyi çok yüksek, kültür ve sanat faaliyetleri yoğun olarak yapılıyor, herkes kitap okuyor, su kuklaları şovlarına yer bulmak pek kolay olmuyor. Müzik eşliğinde yapılan bu kukla gösterisi Vietnam sosyal hayatının canlı bir örneği.

 

Ba Dinh meydanında ki Ho Chi Minh mozolesinde Vietnam liderinin mumyasını ziyaret edebilirsiniz.

 

Hoi An’dan bindiğimiz yaklaşık 12 saat süren otobüs yolculuğumuzun sonunda Hanoi’nin turistik bölgesi olan old guarter’a ulaştık. AZ Queens Cafe isimli bir hostele yerleştik. Merkezi bir konumda olan bu yerde sıcak sulu, balkonu manzaralı ve uydu kanallı televizyonlu odalarda kişi başı sadece 2 $ karşılığında konakladık. Old guarterda ki caddeler çok renkli ve eğlenceli bol bol gezmenizi tavsiye ederiz. Özellikle akşamları iple çekiyorduk. Kaldırımlara atılan taburelere oturarak, dünyanın dört bir yanından gelmiş gezginlerle muhabbet ederek yudumladığımız Vietnam geleneksel birası Bia Hoi muhteşemdi. Bia Hoi’nin 11 bardağı 1 $. Eskişehir de Ağustos ayında bir hafta ağırladığımız, Kopenhag’dan Honoi’ye kadar bisikletle gelen Tobias ve ona Kumning’te katılarak son 15 gününde onunla pedal çeviren babası Kurt ile buluşarak gezi tecrübelerimiz ve dünya sorunları konusunda bol bol muhabbet ettik. Bia Hoi eşliğinde yaptığımız akşam muhabbetlerinde ilginçte bir şey öğrendik. Tobias’ın babası Kurt dünya tatlısı bir adamdı, çok sevmiştik. Onu ülkemize Eskişehir’e davet ettik. Gelirse çok memnun olacağımızı söyledik.Oda biraz utanarak bize daha önce Türkiye’ye geldiğini, 1969 yılında Kopenhag’dan Hindistan’a kadar bir arkadaşı ile birlikte bisikletle yolculuk yaptığını ve dönüş yolculuğu sırasında İran’dan arkadaşının yolda içmek için bir miktar maruhanna

 

aldığını söyledi. Sivas’ta arkadaşı içerken polis tarafından alınıp karakola götürülmüş ve mahkeme sonucu arkadaşı 25 , Kurt ise 3 yıl hapis cezasına çarptırılarak Edirne cezaevine gönderilmişler. Danimarka hükümetinin girişimleriyle Kurt 3 hafta hapiste kaldıktan sonra ülkesine dönmüş, arkadaşı ise 3 yıl sonra çıkabilmiş. O günden beri fobisi olduğunu ve korktuğunu söyledi. Bu hikâyenin üzerine pek bir yorum yapamadık.

 

Bir akşamınızı mutlaka su kuklalarını izlemeye ayırın. Muhteşem bir şov ve dünyada başka bir yerde bu kadar ucuza bu gösteriyi izleyemezsiniz. Hanoi, kuzeye yapılacak turlar için bir merkez konumunda. Halong körfezi muhteşem bir doğa harikası ve UNESCO tarafından koruma altına alınmış. Buraya iki veya üç günlük tekne turları düzenleniyor. Sakın kaçırmayın. Tam günlük Perfume Pagoda turuna mutlaka katılın. Doğa muhteşem. Vietnamlıları Budist yapan kadın Buda’nın yaşadığına inanılan bir mağara tapınaktır burası. Buraya kendi imkanlarınızla gelmeniz oldukça zor. Sapa ise Çin sınırında dağlık bir bölgede ama mutlaka turlara katılın. Doğa ve köylüler muhteşem. Normal ulaşım araçlarını kullanarak gelmeniz de mümkün. Trenle de gelebilirsiniz ama 38 km.lik bir yolculuk daha yapmanız gerekiyor. Sapa’ya tek başınıza normal ulaşım araçları ile gitmek, turlara göre daha pahalıya geliyor. Cumartesi günü kurulan Sapa pazarı gerçekten çok renkli bir Vietnam atmosferi sunuyor.

 

Hanoi’de 6 gece konakladık, bu ucuz şehirde çok eğlendik, çok güzel anılarımız oldu. Ama artık yollar bizi çağırıyordu, sırada Laos ve yeni heyecanlar vardı. Hanoi’de bir turizm şirketinden 21 $’a aldığımız Vientianne bileti ile Lonely Planet kitaplarının “nightmare bus” diye tanımladığı kabus otobüse binerek 22 saatlik yolculuğa başladık. Otobüste 11 turist 10 kadar da yerli yolcu vardı, yarısı ise sınır ticareti yapanların yüklediği mallar ile doluydu. Akşamüstü saat 6 gibi yola çıkan otobüs sabah saat 6 gibi sınıra ulaşmış ve bir saat kadar süren çıkış ve vize işlemlerinin tamamlanmasından sonra akşama doğru 5 sularında başkent Vientianne’a ulaşmıştı.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: