Pages Menu
TwitterFacebook
Categories Menu

- Gezgin: - Oca 4, 2011 Konu: Asya | 0 yorum

Uzakdoğu Sömestre Gezisi 1 – Filipinler

Uzakdoğu Sömestre Gezisi 1 – Filipinler

Bir çok kez gittiğimiz Filipinler’de bu sefer Manila, Boracay ve Benaue’de Varuna Gezgin Cafe del Mundo personeli ile adrenalin dolu bir yolculuk yaptık.Prinç terasları,Batad Puno yürüyüşü, beyaz plajı ile dünyanın en güzel tropik adası Boracay, gece hayatı ile Manila bizde unutulmayacak anılar bıraktı.Buyrun 2011 sömestre gezisinin ilk durağı Filipinler’i ardından da bir gece kaldığımız Hong Kong’u birlikte gezelim.

 

Türkiye’den Filipinlere uçuş

 

2011 yılı içinde Manila uçuşlarına başlayacağını duyuran THY uçana kadar Manila’ya gitmenin en ucuz yolu şu anda Etihad Havayolları’nın 537 Euroluk uçuşları. Abu Dhabi’de aktarma yapan Etihad Star Alliance üyesi olmasından dolayı THY ile ortak uçuş yapıyor. İstanbul – Abu Dhabi uçuşlarını THY yaparken oradan diğer Asya ve Afrika ülkelerine  Etihad ile devam ediyor. Bu ortaklıklarda yaşanan sorunların başında eğer bileti internetten aldı iseniz kredi kartının tastiki geliyor. Check-in sırasında biletiniz notify yani aktif değil görünüyor ise THY yetkilileri kredi kartını onaylama işlemi yapmıyor ve havaalanında da Etihad yetkilisi bulunmadığından uçamama tehlikesi ile karşılaşıyorsunuz. Bunun en garanti yolu uçuştan önce İstanbul Etihad ofisini arayarak kredi kartı bilgilerini verip uçuşu onaylatmak. Eğer bu sorunu yaşarsanız da havaalanında yer alan Havaş ofisi size yardımcı oluyor.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 01

Biz  bu sorun yüzünden 2 saat boyunca havaalanı içinde ordan oraya koşturduktan sonra son çağrı yapan uçağımıza zor da olsa kendimizi ucu ucuna attık. Bu koşturmacada hiç bir THY görevlisinden destek alamadık. Elimizde bilet olduğu halde az daha uçağa binemeyecektik. Havaş’ta 20 yıldır çalışan bir bayan Etihad’tan bir görevliyi cepten arayıp onun Abu Dhabi’yi aramasını ve biletimizi aktife çevirmesini sağladı. Allahtan havaalanına erken gelmişiz.

 

Kısaca THY’ye de değinmek gerek. Gişe memurları yabancılara türkçe bağırıp çağırıyor, bilet satış konuyu dinlemeden başından savıyor, supervisor konuya hakim olmadığı için olayı çözemiyor. Reklam için milyonlarca dolar harcandığına her gezdiğimiz ülkede tanık oluyoruz ama THY yetişmiş elemanları işten çıkarıp yerine tecrübesizleri koyarak aslında bu reklamı heba ediyor. Bu yer görevleri için böyle uçak içinde ise her şey eskiye nazaran çok daha iyi bunu da belirtmek gerek. Bir kaç dil bilen hostesler, kibar ve yardımcılar ve hatta bir çok havayolunda olduğu gibi yabancı uyruklu kabin görevlileride işe başladı.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 02

MANILA

 

Abu Dhabi’de 2 saatlik aktarmanın ardından Uzakdoğu’nun belki de en kaotik ve eski moda havaalanı olan Ninoy Gomez’e saat 15.15 ‘te indik. Kolay bir pasaport geçişinin ardından 1 saat kadar gelen çantalara baktık ama nafile valizler yok. Sadece biz değil uçaktaki diğer Türklerin de valizleri gelmedi. Sorun anlaşıldı İstanbul’dan gelen THY uçağında aktarılması gereken valizler aktarılmamış. Etihad ve THY arasında bir sorun var ama hadi hayırlısı bakalım n’olcak şimdi. Havaalanındaki görevli bize akşam bir uçak daha geleceğini ve onunla büyük ihtimalle bizim çantaların da buraya ulaştırılacağını söyledi. Çantasız elleri kolları sallaya sallaya havaalanından çıktık. Hava 30 derece ve nemli bizim ayakta ise İstanbul’dan kalma botlar ve kalın pantalonlar, bakalım akşamı nasıl getireceğiz.

 

Akşama doğru artık pantolon ve botla pişmek üzere olduğumda pantolonu kesmeyi, yalın ayak gezmeyi bile düşündüm ama direnip sadece pantolonun altında artık sırıl sıklam olan donu çıkarmakla yetindim.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 03

Kaldığımız bölge Malate, hostelimiz ise Adriyatiko caddesi üzerinde yer alan hostellerden bizim tercihimiz olan Friendly’s Guesthouse. Dorm oda fiyatları 6-7 dolar civarı, güzel bir terası, mutfağı ve ücretsiz wifi bağlantısı var. Önceden yer ayırtmazsanız yer bulmak bir hayli zor. İnternet sitelerinden bir mail atmak yer ayırtmak için yeterli.

 

Havana Club’ta yemek yedikten sonra biraz serinlemek için Manila’nın büyük alışveriş merkezlerinden biri olan Robinsons’a gittik. Hostelden yürüyerek 5 dakika sürüyor. Hava kararmaya başladıktan sonra Malate’nin hareketli gece hayatı kendini göstermeye başladı. Bu bölgedeki barlar genelde batılı erkek peşinde koşan kızlarla dolu, bir coğunda striptiz şovları ve erotik gösteriler yapılıyor. Yalnız erkekler yollarda yürürken tacize uğrayabilirler dikkat etsinler.

 

Bu aralar 1 dolar 44 peso, 1 euro ise 60 peso civarından işlem görüyor. Adriyatiko caddesi üzerinde bir çok döviz bürosu var, aman paranızı sayarak alın ne de olsa burası Filipinler. Her yerde Burger King’ten, Starbucks’a , Uçak acentelerinden hostellere her kapıda birer ağır silahlı güvenlik görevlisi bekliyor. Korkacak bir durum 3 gelişimde de yaşamadım ama işi garanti seviyorlar galiba. Bir kahve molası verelim, Boracay’da gün batımı saati , bu inanılmaz bir sahne.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 04

Dönüşte Manila’yı gezeceğimiz için akşam hostelde takıldık. Akşamları Friendlys Guesthouse’ın terası baya hareketli ayrıca cuma akşamları barbekü partisi ve cumartesileri de ücretsiz şarap servisi ile daha da renkleniyor.

 

Sabah kahvaltımız yaptıktan sonra havaalanına doğru hareket ettik. Boracay’a 4 değişik havayolu ile gidilebiliyor. Bunlar Zest Air, Seair, Cebu Pasifik ve Philippine Airways. Eğer yaklaşık 1,5 saat uzakta yer alan Kalibo’ya uçarsanız bilet fiyatları gidiş dönüş 100 dolar civarı tabi erken alırsanız daha da ucuza bulabilirsiniz ama Caticlan’a yani Boracay adasına botla 10 dakika mesafede yer alan havaalanına uçarsanız biletler ortalama gidiş dönüş 200 dolar civarında. Biz Seair ile Caticlan’a yaklaşık 35 dakikada 32 kişilik pırpır uçakla ulaştık. Kalacağımız Sand Castle Apartments’ın görevlisi bizi havaalanından aldı. Otobüsle 2 dakikada iskeleye geldik.Karşıya geçiş 25 peso ama çevre vergisi falan filan adı altında ilk gelen turistlerden aldıkları haraçlarla 300 pesoyu geçti.Boracay iskelesinden white beache tuktuklarla gitmek ise 100 peso ama eğer tekseniz dolmuş gibi işleyenleri ile 20 pesoya gidebilirsiniz.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 05

BORACAY

 

Boracay kumsalları denizi, kumu ,palmiyeleri ile dünyanın en iyi plajları arasında gösteriliyor ama son yıllardaki değişimi ile her çeşit dünya mutfağını sunan elit restoranları, hareketli gece hayatı  ve her keseye uygun konaklama imkanları ile daha fazla turisti kendine çekiyor.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 06

 

 

White Beach 3 bölümden oluşuyor. Station1, station 2 ve station 3. Bizim kaldığımız otel station 2 ‘de yer alıyor. Bu bölge daha çok d’mall adında ki alışveriş merkezi, bir çok restoranı ve barı ile en hareketli kısım, station 1 daha çok sakin ortamları olan 5 yıldızlı otellerle dolu, station 3 ise daha ekonomik , kalınacak otellerin bulunduğu ve buna bağlı olarak yeme içme hatta döviz bozdurmanın bile daha uygun olduğu bölüm.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 07

Boracay’ı gün gün anlatmaktansa başlıklar halinde kısa kısa anlatacağım

 

YEMEK

 

Yüzlerce restoran olduğu için insan ne yiyeceğini şaşırıyor tabi ki ama tartışmasız Serhat ve Dilek çifti sayesinde öğrendiğimiz Talipapa Wet Market bir numaraya yazılabilir. Burada denizden taze çıkmış balıklar, jumbo karidesler,kalamarlar, aklınıza gelecek her türlü deniz ürünü ve salata malzemeleri balık pazarı mantığı ile satılıyor.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 08

Kare şeklinde olan pazarın çevresi ise aldıklarınızı sizin istediğiniz şekilde pişirmek için kurulmuş lokantalarla dolu. Yanlarına sizin malzemelerinizle zeytinyağlı,limonlu salatayı da hazırladılar mı ziyafet tamam oluyor. Burcu,Hakan,Serhat ve Dilek ile güzel bir akşam yemeği yedik. Tabaklarda biteremeyip bıraktıklarımız ise aklımızda kaldı.

 

uzakdogu somestre gezisi 2011- Filipinler 09

Ardından – büyük çoğunluk Kore,Tayvan ve japonya’dan gelen turist olunca – bir Japon restoranını tavsiye edelim. D’Mall içinde yer alan Hama Restoran birbirinden güzel Japon yemekleri ile bizden tam not aldı. Salmon Dragon Maki, Shabu shabu benim beğendiklerim oldu. Kaliforniya maki ve çorba çeşitleri de çok başarılı.

 

 

 

Hemen Hama’nın karşısında ise Meksika,Küba ve İspanyol yemekleri sunan Ole Restoran ise Paella’sı ile meşhur.Ama dolgun tabaklarda gelen diğer meksika ve küba yemekleride hem şık servis ediliyor hem de tadı damağınızda kalıyor.

 

Sahilde yer alan açık büfe ve 250 pesodan başlayan fiyatlarla yiyebildiğin kadar ye lokantalar ise diğer alternatif ama lezzet yönünden pek iç açıcı değiller. Kahvaltı için yine D’Mall içinde yer alan Budget Mart, yanında yer alan bakery ve harika peynir ve şarap çeşnisi ile Heidiland fransız ekmeğinden, zeytin çeşitlerine, peynirlerden salamlara her türlü malzemeyi satıyorlar. D Mall’a parelel sokakta ise manavlardan her türlü sebze ve meyvayı çok ucuz fiyatlara alabilirsiniz. Bizim odamızda mutfağımızda olduğu için her gün bir öğün yemeğimizi de odamızda yapıp afiyetle yedik.

 

BARLAR

 

Akşam üstüleri Station 3 te yer alan Nigi nigi ve şahane long island icetea’si, geceleri ise Gilly’s island, hemen yanında ve rusların çok gittiği her gece bir dj’in sahne aldığı bar ki burada mojito süper ve shoot içkileri ile ünlenen Cocomangas dans mekanları olarak sayılabilir. Cocomangas 15 shoot’lık menüsünü içebilenlerin ülkesinin puanını bir artırıp ayrıca bir de tişört hediye ediyor. Astıkları panado şu ana kadar hangi ülkeden kaçar kişininin içtiği yaılmış. Dokuz binlerle başlayan sıralamada Türkler şu anda 12 kişi ile sonlarda yer alıyor. Çok gaza geldik bir kaç  puan kazandırsakmı ülkemize diye ama 15 shoot gözümüzü korkuttu.Sabaha kadar açık kalan station 2’de yer alan Summer Place ise bu barlardan çıkanların doldurduğu perşembe geceleri her 3 parçada bir türkçe çalan popüler bir yer.

 

Bira olarak en çok San Miquel ardından ise daha sert olan Red Horse içiliyor. 1 litre şişe fiyatı sadece 1 euro olan Filipinlerin meşhur romu Tanduay 80 derece alkol oranı ile tam bir köpeköldüren.

 

KALINACAK YERLER

 

10-15 dolardan bin dolarlara kadar her keseye göre yer bulmak mümkün. Station 1’de daha budget yerler bulmak daha kolay, station 2 daha orta karar 3 ise 5 yıldızlı seviyeye çıkıyor. Bence 5-6 yer gezip pazarlıkla yer ayarlamak en güzeli. Fiyatlar şartlara göre çok değişebiliyor.

 

En yüksek sezon mart ve nisan aylarında yaşanıyor. Bu aylarda tatillerini kullanan Filipinliler fiyatları bir hayli yükseltiyorlar.

 

AKTİVİTELER

 

Dalış – Snorkel

 

30-40 Euro arasında değişen fiyatlarla bir çok dalış okulu  Boracay çevresine dalışlara götürüyor. Yekta yaptığı dalıştan memnun kaldı.Yalnız deniz altında üşüdüğünden dolayı fazla uzun süre kalamadığından yakındı.snorkel için ise günde 2 tur saat 9-12 arası ve öğleden sonra 14-17 arası çevre adaları sırayla gezdirerek snorkel yaptıran tekneler mevcut. Fiyatları genelde 600 peso civarında ama direk satıcıdan alıp sahilde gezen ayaklı komisyonculara takılmamakta fayda var. Bu geziye giden Dilek ve Serhat balık çeşitliliğinin pek bekledikleri gibi olmadığını ama gene de eğlendiklerini söylediler.

 

Sörf

 

Hemen White Beach’in diğer tarafında yer alan Bulabog Beach sörfçüler için bir mabet, her yer sörf acentaları ile dolu. Bizim izlediklerimiz yoğun rüzgarlı bir gün olduğu için kite yapanlardı ama yerden 40-50 metre yükselip tekrar deniz üzerinde sörfe devam edenleri izlemek yapmak kadar olmasa bile beni bir hayli heyecanlandırdı.Önünde Türk bayrağı asılı olan acenta sahipleri ile tanışmadık ama buraya gelenler sörfle ilgili ilk bilgileri bu acentadan alabilirler.

 

ATV

 

Hemen Bulabog Beach’in sol tarafında yer alan tepeye doğru devam ederseniz yollarda bir sürü ATV kullanan insanla karşılaşırsınız. Koreliler buna çok meraklı ama bu bölge yazlıklar bölgesi olduğu için bir çok sokağa gürültüsünden bıkanların yazdığı ATV giremez levhaları asılmış. Boş bir günü doldurmak için değişik bir eğlence olabilir ama genelde asfalt yolda kullandığınız için pek bir atraksiyonda yok.

 

Masaj

 

Masajda bir aktivitemidir? Evet hele buranın masajları streching üzerine biraz sert masajlar olunca böyle değerlendirebiliiriz. sahilde masaj yapanlar genelde saati 350 pesoya masaj yapıyorlar ama dükkanlara girerseniz fiyat 600 pesolara çıkıyor. Sahilde yaptırmak dalgaların sesi eşliğinde olduğu için bence daha cazip. Masajcı kızlar gayet güçlü aman masaja başlarken size ne sertlikte olsun diye sorduğunda strong demeyin sonra benim gibi 2 gün her yeriniz ağrır. Soft olsun ağrısız olsun.

 

TREKKING

 

Bu konuda değişik rotalar olabilir ama Ufuk’la ikimizin yaptığı rotada biz bir hayli eğlendik ve çok güzel fotoğraflar çektik. White Beach’te Station 2’den başlayıp Bulabog köyünün içinden Bulabog plajına geçtik daha sonra sol tarfataki tepelere doğru devam ettik. santoyo plajının manzarası eşliğinde ufak köylerden geçerek Fairway Golf Resort’un önüne çıktık. oradan 100 metre ana yoldan devam edip Diniwid Road’tan yine ufak köylerde çocuklarla eğlenerek White Beach’in station 1 tarafında ki en uç noktasında yer alan Diniwid plajına ulaştık. Ordan da sahilden devam ederek Station 2’de yürüyüşü noktaladık. Yaklaşık 3 saat sürdü ve bizi gayet tatmin etti. Tavsiyemiz olur.

 

BASKETBOL

 

Filipinler’de herkes basketbol delisi olunca her yerde basketbol sahası görmeniz çok doğal. Trekking sırasında geçtiğimiz köylerde ki evlerin bahçelerinde bile derme çatmada olsa birer pota vardı. Bizde bu trende uyup D’Mall içinde yer alan ve 40 saniye içinde 24 faul atışını sokabilirseniz ödül kazandığınız potaya her gün 1-2 kere uğradık. Sonuç olarak ben en çok 9 Ufuk ise 10 atışı sokabildi. Mühim olan katılmaktı.

 

PARASAILING

 

White Beach plajına renk katan aktivitelerden biride hız motoru arkasından havalandığınız paraşütlerle adayı yukarıdan seyretmek. Bunun ederi ise 1500 peso civarı ama havanın açık olduğu bir günün akşamüstü gün batımında uçarsanız heralde tadına doyum olmaz.

 

BALIKÇI TEKNESİ İLE GÜNBATIMI

 

Yanlarına takılan ahşap aparatlarla fırtınalarda dengesi sağlanan bu teknelerle öğleden sonraları, çoğunlukla günbatımına yakın saatlerde romantik geziler yapabilirsiniz. Ücreti artık balıkçı ile yapılan pazarlığa kalmış.

 

BİSİKLET

 

Bizim trekking rotasınıda içine alan ve adanın bir çoğunun gezildiği bisiklet rotasını kiraladığınız bisikletle yalnız veya gruba katılarak rehberle yapabilirsiniz. Spor ve gezmeyi aynı anda yapmak isteyenler için iyi bir fırsat.

 

KOŞU

 

3 km uzunluğunda bir sahile sahip olan White Beach koşmak isteyenler için harika bir parkur sunuyor. Sabah erken saatlerde kalkan Yekta bu zevki biz uyurken bir çok kez yaşadı. Bir akşam sadece sahilin 3 te birini koşan ben ve Ufuk’un ise koşunun sonunda midemiz ağzımıza gelmişti. Sigarayı biran evvel bırakmak gerek.

 

Şimdilik Boracay ile ilgili bu kadar bilgi yeter. Manila’ya dönüş ve grubun gelişi ile işin tatil kısmı bitiyor. Yekta ve Elif Eskişehir’e dönerken ben ve Ufuk ise 1 aylık rota için grubu karşılamaya gidiyoruz.

 

MANİLA

 

Herhalde Friendly’s Guesthouse bu kadar türkü bir arada ilk kez görüyor. 22 Ocak 2001 Cumartesi gecesi saat 22.30’da Manila’ya inen grupla birlikte Yekta ve Elif’i uğurlayıp kendimizi havaalanının dışına attık. Artık taksi kullanmak yok. Ana caddedeyiz ve Malate’ye gidecek ucuz bir yol bulmamız lazım. Sırt çantalı 15 yabancıyı gören polis memuru yanıma yanaştı ve nereye gittiğimiz sordu. Malate deyince taksiye binin cevabını verdi. Çünkü oraya sadece taksi ile gidilir. Ama abicim bak taksimetrenin 120 peso yazdığı yere gecenin bu saatinde bu havaalanı taksileri 650 peso istiyor. Ki biz 15 kişiyiz bu kadar çantayla en az 5 taksi falan derken polis abim ok,ok dedi. Yoldan geçen herhangi bir halk otobüsüne el edin ve Baclaran’a gidiyoruz deyin. Ordan da Malate jeepneylerine atlayıp gidin. İşte bu kadar, direk araç olmayabilir ama illaki aktarmayla gidilir. Kelle başı 6’şar pesoya baclaran’dayız. Ordan da yolun karşısına geçip bir dolmuşa 10’ar peso daha verip Adriyatiko caddesinde ki hostelimize ulaştık.

 

Ekip’te ben hariç 13 Türk birde ispanyol var. 9 tanesi Varuna personeli ve çoğu ilk kez pasaport çıkarıp yurtdışına çıktı. Durum böyle olunca sudan çıkmış balığa döndüler. Onlar için dünyanın öbür ucuna geldiler. Burda gece oldu ama onların saatleri daha akşam 5’i gösteriyor. Renkli Filipin dolmuşu Jeepney’ler, gülümseyen insanlar, yardımcı olan polisler, dolmuşun camından bakarken onlara el sallayan Filipinli gençler. Herşey onlara ne kadar garip geliyordur.

 

Hostel’e girip herkesin yataklarını belirledik. Hepimiz dorm odalarda ortalama 350 pesoya yani 12 TL’ye kalıyoruz.Çantasını odasına atan terasa çıktı. Ufuk’ta terasta herkese birer tane San Miguel wellcome birası hazırlamış bile. Gecenin 1’i olmasına rağmen terasta halen dünyanın heryerinden gezginler var. Soğuk biralarını yudumlarken boş bakışlarda yavaş yavaş gevşemeye başlıyor. Ama Nezir’in durum vahim, gözler pörtlemiş.

 

Yavaş yavaş kendine gelen dışarı çıkmak istiyor. Cumartesi olduğu için caddeler barlar tıklım tıklım. Nevizade tadında sokaklarda masalar kurulmuş. Daha öncede anlattığım gibi sokaklar ve barlar batılı turist avına çıkmış Filipinli kızlarla dolu. Bizim tecrübesiz yurdum gençlerini iki dakikada tavlarlar. Kısa bir durum değerlendirmesinin ve uyarıların ardından bizim kızlarıda alıp gecenin ikisinde barlara daldık. LA Cafe’de birer bira içip muhabbet ettik.Gruptaki kızlar barda bu kadar Filipinli kızı görünce şaşırdılar zaten bir süre sonrada sıkıldılar.Bir saat kadar bar gezintisinin ardından geride kazazede bırakmadan ki bir kaçını kızların elinden zor aldık (Ah Barni ah), hostelin karşısında ki hamburgerciye geldik. Karınlarda doyuruldu ve 03.30 itibarı ile yataklara yollanıldı. Sabah yoğun bir program var. Saat 9’da terasta görüşmek üzere…

 

MANILA – 23.01.2011

 

Sabah biz diğerlerinden biraz erken kalkıp kahvaltı hazırlığına giriştik. Friendly2s tam bir hostel kültürüne sahip olduğundan ortak kullanılan ve her türlü malzemenin bulunduğu bir de mutfağa sahip. Ben önceki günden elimizde olan domates,biber ve soğanı İpek ve Zerrin’in de yardımı ile menemen için hazırlarken Ufuk ve Baran’da Robinsons’ta ki marketten peynir, zeytin ve ekmek almaya gitiler. 15 kişilik bir masayı tam bir türk kahvaltısı ile donattık. Herkes dinlenip karnınıda doyurunca yorgunluklar atıldı. Bir tek Nezir hala gece barda uğradığı tacizlerin etkisinden çıkamamış ama artık bunuda atlatır heralde.

 

3-4 kişilik gruplara ayrılarak taksi kullanmadan yerel halkın kullandığı araçlarla Intramuros tarihi şehrinin içinde yer alan katedralde 45 dakika sonra buluşmak üzere 5-10 dakika aralarla yola koyuluyoruz.Intramuros ispanyolca duvar içi demek. Çevresi duvarlarla çevrili İspanyol koloni zamanında inşa edilmiş tarihi bölge burası. Tarihi evler,kiliseler,taş döşeli yollar ve kale ile Manila’nın gezilecek yerlerinin başında geliyor.

 

Ben hostelden en son çıkıp paralel caddeden Rizal Park’a giden bir Jeepney’e binip parkı az geçince indim. 5 peso ücret ödedim. Burdan Intramuros yürüyerek 5 dakika. Şehrin sokaklarını dolaşıp Katedral’e geldim, Baran, Ezgi,Gökhan ve Deniz’den oluşan grup gelmişler. Hatta kilisede bir düğüne de katılıp töreni kameraya çekmişler. Diğer gruplar gelmeyince Baran’ları sırada ki hedefimiz olan Çin mezarlığına yollayıp bir bisiklet taksi ile eski şehrin sokaklarında diğerlerini aradım. Hepsi yine duvar içi şehirde bulunan San Augustin Kilisesinin bahçesinde toplanmışlar. Kiliseler karışmış. Onlar Katedrale bizde Çin mezarlığına gitmek için ayrıldık. Mezarlığa Santa Cruz yönüne giden jeepneylerle uzun bir yol gidiliyor. Yarım saatte Mezarlığa ulaştık. Manila’da yaşayan zengin Çinlilerin kurduğu mezarlıkta mezarlar villa gibi yapılmış. Temiz güzel bahçeli villaların olduğu bir mahalle gibi ama bu binaların hepsi bir aileye ait mezar. Bazılarında klima bile mevcut. Bizde pek para harcamayanlara mezaramı götürcen?denir. Bu Çinliler harbiden götürmüş. Herkes kimi biraz geç olsa da (Baran’lar yolda basketbol oynayan çocuklara takılıp basket maçı yapmışlar) mezarlığın tapınağında buluştu. Bu Çin tapınağının çok güzellerini bir sonra ki ülke olan Hong Kong’ta gezeceğiz.

 

Bu güzel mezarlığı geride bırakıp karnımızı doyurmak üzere Chinatown’ın meşhur lokantalarının bulunduğu Ongpin caddesine doluştuğumuz biz Jeepneyle 15 dakikada ulaştık. Nerede güzel yemek yenilir sorusuna en doğru cevabı o bölgede dükkan işleten esnaftan alırsınız. Bu yüzden caddede yürürken bir esnafa bu soruyu sordum Cevap kısa ve netti ‘President Restorant’. Caddenin sonlarına doğru yer alan bu lokantaya sabırla yürüdük. İçerisi baya elit ve lüks bizi aşar buralar galiba diye menü istedik. Fiyatlar normalin 5-6 katı. Tam Amy adında ki tatlı bayan garsona teşekkür edip çıkarken. Neden oturmadınız diye sordu. Bende bize pahalı geldi dedim. Ama bunlar 7-8 kişilik yemekler cevabını alınca durumu anladım. Gruplar halinde bu lokantaya gelen Çinliler meşhur büyük ve ortasında döner cam bulunan masalara grup yemeği siparişi veriyorlar. Orta kısmı döndürerek istedikleri yemekten tabaklarına servis yapıyorlar. Bizde 3 koca kapla 2 deniz ürünlü birde sebzeli çorba siparişi verdik. Masayı döndüre döndüre servisimizi yaptık. Çaylar ve sularda beleş olunca bu lüks lokanta bize sadece kişi başı 3 TL’ye mal oldu.

 

China Town`dan Santa Cruz kilisesinin bulundugu Santa Cruz meydanina kadar yuruyerek geldik. Sirada ki hedefimiz en hareketli pazarin ve kilisenin bulundugu Quiapo Meydani. Santa Cruz`da bekleyen motosiklet taksilerle 70 pesoya anlasip 4`er kisi sigistik. Quipa pazari ana baba gunu,gunlerden de Pazar oldugu icin normalin iki kati kalabalik. Kalabaligi yararak pazarda ilerleyerek Quiapa kilisesine ulastik. Ogleden sonra olmasina ragme icerisi, bahcesi ve hatta cevresi tiklim tiklim dini sarkilar soyleyerek dua edenlerle dolu. Saat farkindan dolayi kurulan dev ekranlardan Vatikanda sabahleyin yapilan Pazar ayini canli olarak yayinlaniyor.
Filipinler zenginlik ve yoksullugun uc noktalarda yasandigi ulkelerden bir tanesi ve ne acidir ki ayni Nikaragua`da , Etiyopya`da oldugu gibi bu duzeni ayakta tutabilmek icin din somurusu yapiliyor. Hele birde universite egitiminin tamami ozel olunca ancak parasi olanlar okuyabiliyor. Boracay`da masaj yapan kiz 3. Sinifta tip egitimini harcini odeyemedigi icin biraktigini anlatmisti. Universite de okurken ozel universitelerin mantar gibi cogalmasini protesto etmek icin az eylem yapmadik en azindan bizde oranlari makul bir seviye olan yuzde 1-2 leri gecemedi. Halen ulkemizin en ucra kosesinde okuyan bir genc sinavla verilen olanagi degerlendirebilirse en iyi universitelerde okuyabiliyor. Yoksa bizim gibi tek maasli memur cocuklari bogazicilerin kapisindan gecemez sanayide oto tamiri yapardi herhalde. Donelim Filipinler`e , eger halkin yuzde 70`I fakirlik sinirinda yasiyorsa ve ayaklanip duzeni degistirmiyorsa dunyada bundan nemalananlarin en ucuz oyunu dini pompalamak. Bu butun dinlerde ayni sistemle isletiliyor. Filipin halkida Amerika tarafindan adapte edilen hristiyanliklarina dort elle sariliyor ki bu dunyada elde edemedikleri refahi diger dunyada elde etsinler.
Kiliseyi ve ayine katilanlari iyi goren bir noktaya tripotumuzu kurup guzel cekimler yaptik.Daha sonra da hemen kilisenin yaninda ki yoldan gecen jeepneylerden Rizal parktan gecen bir tanesine tiklim tiklim dolustuk. 15 kisi birlikte gezince dolmuslara sigismakta zor oluyor.
Rizal park adini ispanyollara karsi bagimsizlik atesini yakan dusunurlerden en onemlisi olan Dr Jose Rizal`den aliyor. Bugun bu park Manila`nin en yesil alani ve ozellikle Pazar gunleri piknik yapanlar, tai chi ve stick fighting antremani yapanlar, jonglorler,sporcular,muzisyenlerve asiklarla dolup tasiyor. Gun boyu klasik muzik yayini yapilan parkta herkes haftaicinin stresi ve yorgunlugunu atiyor. Belki park modern sehirlerde ki hem cinsleri ile kiyaslanamaz ama halkin park kulturune sahip olmasida cok guzel bir sey.
Rizal Parki boydan boya gecip Manila Koyu tarafindan sahile ciktik. Sahilde  bir sure oturup gun batimi saatlerinde sehre coken huzurun tadini cikarttik. Hostele donuste yolda herkes onumuzde ki 4 gun yetecek kadar doviz bozdurdu. Hostele gelip terasa ciktik. Aksam vakti her renkten gezginin doldurdugu terasin atmosferi cok guzeldi. Emrah mutfaga dalip makarna suyunu koydu, Erdem bir kosu 7/11 dan cola almaya gitti, Baran 5-6 ay Turkiye`yi gezen ve bir hayli turkce orenen bir gezginle muhabbete girdi, kizlar sos ve salata yapimina dalarken diğerleri de facebooklarına günün mesajini yazdilar,……@ Manila.
Yemekler yenilip, cantalar sirtlara gecirildi. Yol alma zamani.Hostelin onunden 100`er pesoya anlasilan taksilerle 9 saatlik Benaue yolculugunun yapilacagi Florida otobus sirketinin garajina dogru yola cikildi.

 

 

 

Otelin önünde 100 PHP ye anlaştığımız taksiler köşeyi dönüp caddeye çıktığında bir anda duru verdiler sorun para! 150 PHP den aşağıya gidemeyeceğini söyledi bende “abi anlatık 100 PHP dışında vermem” dedim, oda inada bindirdi gitmiyor otobüsün kalkmasına az zaman kaldı bir şeyler yapmak lazım. Hemen arkadaki arabayı durdurup Candido’yu çağırdım ve ne yapacağımızı konuştuk. Adam hem İspanyolca hem İngilizce bildiğinden bizde Candidoyla Türkçe konuşup 150 PHP diye okeyleyip tekrardan yola koyulduk. 15 dakika sonra Florida otobüs garajına varıp otobüsün kalkış saatini beklemeye başladık.  Uzakdoğu da ki neredeyse tüm otobüslerde hava şartları ne olursa olsun klimalar her zaman fora olur bizde o yüzden en kalın elbiselerimizi giyip otobüse bindik. Klimanın sonuna kadar açık olması dışında televizyonun son ses açık olup gece bas bas bağırmasıda otobüsün bize sağladığı başka güzel bir olanak. Onlarda fayda etmiyor çünkü klimalar sonuna kadar açık ve soğuk içimize içimize işliyor. Şöförü her 10 dakikada bir darlayıp duruyoruz nafile, kızları yollayıp darlıyoruz yinede sonuç alamadık burada adet böyle! 8 saatlik yolculuğun ardından 05:00’da Banaue’ya vardık. Florida otobüs garajından cipniye atlayarak merkeze inmemiz 5 dakikamızı aldı. Pirinç tarlarında 3 gün yapacağımız trekkinginden önce Manila’ya dönüş biletimizi almamız gerekiyor o yüzden 08:00 de açılacak olan bilet satış ofisini beklememiz gerekiyor. 3 saat zamanımız olduğu için önce yemek yiyip daha sonra bizi “Batad Junction” a gideceğimiz cipniyi ayarlamamız lazım. İlk sorduğumuz cipni bizden kişi başı 150 PHP istedi bizde önce bir şeyler atıştırdıktan hem saatte biraz geçtikten sonra fiyat araştırmasına devam edelim dedim ve kahvaltıda “Stainway Loudge” da kremalı mantar çorbasını 70 PHP içtik herkesin içini ısıttı tadı da damağımızda kaldı.Yemeğimizi yiyip kahvelerimizi yudumladıktan sonra biraz daha gözler açıldı tabi bizde hemen cipni aramaya koyulduk Erdemle beraber. Bu defa fiyatı 120 den açtıklar bunda saatin 5 buçuk olmaması daha fazla cipninin merkezde olmasınında büyük etkisi var rekabet arttı. Kişi başı cipniyi 100 PHP ye ayarlayıp düştük Batad yollarına hadi hayırlısı. Batad Junction’a varmamız 1 saat 15 dakikamızı aldı bunda arada durup fotoğraf çekmemizin de etkisi var normalde 1 saatte alınabilecek bir yol. Fıçı bize Batad Junction’dan Batad’a 3 km yol olduğunu söylemişti yani bu bizim çantalarla yürümemiz gereken yol ama tabelada yazan mesafe 9 km! Hafiften yağmur eşliğinde 3 gün sürecek olan “ Rice Terrace Trekking ” e başladık. İlk mola yeri olan “Sadlle” ye varmamız 2 saatimizi aldı. Sadlle’de bir şeyler atıştırdıktan sonra Batad’a doğru yeniden yola koyulduk. 2 saatlik indili çıktılı dağ yollarını aştıktan sonra Batad view pointe ulaştık. İlk baktığımız otelde yer olmadığı için 2.seçenek olan Simon’s Loudge’ye gidip baktık ve oda başına kişi başı 120 PHP ye anlaştık. Otele yerleşip çantaları attıktan sonra Tappia Şelalesine doğru yürümeye başladık. Batad da ki rehberler bize şelalenin hemen karşıdaki tepenin arkasında olduğun söylediler bizim gözümüze kesmese de yürüyüşe başladık çünkü en az 1 saat yürümemiz gerekiyordu karşıdaki tepeye kadar. Yağmur atıştırmaları arasında tepeye tırmandığımızda gördüğümüz manzara inanılmazdı ama şelale hala görünürde yoktu! Yolda gördüğmüz İspanyol çift bize daha çok yolumuz olduğunu en az 45 dakika daha yürümemiz gerektiğini söylediğinde herkesin yüzü bir anda düştü ama başka yolu yok yürümeye devam. Yağmurun altında uzun yürüyüşün ardından şelaleye varış anımız gerçekten  harikaydı herkesin yüzü gülmeye başlamıştı. Şelalede 1 saat yüzdükten bol bol fotoğraf çektikten sonra dönüş yoluna düştük.  Bu sefer grup olarak değil de herkes ayrı ayrı küçük gruplar yaparak gitmeyi tercih etti sonuçta grupta çok yorulanlar vardı ve onlarda öndeki grubu yavaşlatıyorlardı kimsenin beklemeye tahammülü kalmamıştı. İlk dönen grup duşlarını almış Pirinç Tarlalarına karşı kahvelerini yudumluyorlardı. Bizde dönüşte sırılsıklam ıslanıp çamura bulandıktan sonra duşa girmek istedik. Otel sahibi ‘dur öyle hemen su yok’ deyip 30 pezo istedi. Meğerse otelde sıcak suyla duş almak kova başı 30 Pezo yoksa buz gibi havada soğuk suyla duş almak zorundasınız.

 

Duş almadan önce akşam yemeğini kendimiz yapmak için otel sahibiyle konuşup okeyi alıyoruz. Akşam yemeğindeki menümüz Tavuk, pilav, salata. Bu menüyü daha önce 2008 de Nepal’de Annapurnalar da daha sonrada geçen yıl Myanmar’da Pyay’ de yapmıştım. Yemeği kendimiz yapıyor olmamız bütçe konusunda avantajlı oluyor hem de doyabileceğimiz kadar yemek yiyebiliyoruz. Kaldığımız otelde su tesisatı olmadığı için tavuk ve pilavı yağmur suyuyla yapıyoruz. Yemeğimizi yedikten sonra yarın yapacağımız trekking rotası için rehber ve porterlarla pazarlık masasına oturduk. Her zamanki gibi pazarlığa başlamadan önce verilen ilk fiyatlar normalin iki katı. Sıkı pazarlıkla porter ve rehberi kişi başı 320 PHP karşılığında ayarladık bu da 8$’a denk geliyor. Bu fiyatın içinde çantalarımız porterlar tarafından Beneau’ya götürecek ayrıca rehber 2 gün boyunca bizimle beraber Batad-Campulo-Pula rotasını yapacak. Pazarlık işini hallettikten sonra herkes odalarına çekilip erkenden uyumayı tercih etti sonuçta yarın bizi uzun ve yorucu bir yürüyüş bekliyor.

 

Sabah 06:45’de uyanıp sebzeli noddle çorbasıyla kahvaltımızı yapıp çantalarımızı porterlara teslim ettikten sonra saat 08:45’de ilk durağımız olan Campulo’ya doğru rehberimiz Rambo eşliğinde yürüyüşe geçiyoruz. 2000 yıllık geçmişi olan Pirinç Terasları Unesco tarafından 8.harika olarak öneriliyor ayrıca Dünya Mirasları Listesinde bulunuyor. Pirinç Teraslarının tepeden manzarası gerçekten muhteşem! Yağmur yağmasından dolayı taşların kayması, çamur  yürümemizi zorlamasına rağmen muhteşem manzara eşliğinde bol bol  fotoğraf çekerek yolumuza devam ediyoruz. Yürüyüşe devam ederken rehberimiz Rambo Filipinlerin  sömürge dönemi, pirinç terasları hakkında bilgiler vermeye başladı. Evlerde tavanda bulunan domuz başlarının sayısı o ev sahibinin domuz başının sayısı kadar pirinç tarlası olduğu anlamına geliyor. Yine bölgede bulunan köylerin sınırları 2 büyük taşla belirleniyor. Yürüyüşe devam ederken ilk kurbanımız Erdem! Çamurda ayağı kayan Erdem 3 metrelik yamaçtan çıkarmak hiçte kolay olmadı. Kolunda  ve bacağındaki ufak tefek sıyrıkların dışında Erdem’de büyük bir hasar yok, yola devam. İlk durağımız olan Campulo’ya saat 11:00’da varıyoruz. Öğlen yemepimiz 1 kap sebze ve 1 tabak haşlanmış pirinç. Pirincin üstüne soya ve bol acı koyarak yemeğimizi yiyoruz. Yemeği yiyip birazda dinlendikten sonra 13:30’da tekrardan yola koyuluyoruz hedef Pula. Bu defa fotoğraf çekerken Candido 5 metrelik yükseklikten aşağıdaki pirinç tarlasına kayıp gitti.

 

Yürüyüşe devam ederken Pirinç tarlalarının içinde bulunan kurumuş mısır koçanları dikkatimizi çekiyor. Bu kocanların anlamı ‘ tarlaya girecek olan yabancı birisi o tarlaya zarar verirse tarlanın üstünde bulunan mısır kocanı sayısı kadar tarla sahibine tavuk vermek zorunda’. Yürüyüş devam ederken Campulo’ da okula girerek öğrencilerle bol bol fotoğtaf çektirip keyifli zaman geçirdik. 3 buçuk saatlik yürüyüşün ardından gece konaklayacağımız Pula’ ya varıyoruz. Pula’ da kalacağımız ev yaşlı bir teyzeye ait, evde nerede kalacağımızı sorduğumuzda bize 2 katta kalacağımızı söyledi. 2 kata çantaları bırakmaya çıktığımızda sadece 4 tane yatak olduğunu gördük bu 4 yatakta gece 17 kişi uyumamız gerekiyor. Çantaları atıp aşağı indiğimizde akşam yemeğimiz hazırlanmıştı menüde haşlanmış pirinç ve sardalyalı noddle çorbası vardı. Yemeği yedikten sonra yorgunluğu teyzenin yemeği pişirdiği evin alt katındaki odada sohbet ederek atıyoruz. Yorucu geçen günün ardından herkesin gözünden uyku damlıyor ama büyük bir sorunumuz var yataklar! Yataktaki sorunu çift kişiliklerde 4 kişi yatarak çözdük.

 

Güne sabah 06:30’da teyzenin erkenden kalkıp yaptığı krepleri yiyerek başlıyoruz. Ardından rehberimiz Rambo eşliğinde sabah sporu yaparak kaslarımızı açıyoruz. 08:30’da Banaueye doğru yürüyüşe çıkıyoruz. Düşüşlerin bol olduğu, iki derenin geçildiği 4 buçuk saatlik yürüyüşün ardından  13:00’da Banaue’ye gideceğimiz noktaya varıyoruz. Bizi Banaue’ ye götürmesi gereken şoföre telefondan ulaşamıyoruz. Trekking bitimi vücutlar terli, havada yağmurlu ve soğuk bir an önce şoföre ulaşmamız gerekiyor. Şöföre ulaşamadığımız için otostopla gitmeye karar verdik. Yoldan 15 dakika boyunca araba geçen araba yok! Beklemenin sonucunda küçük bir minübüs durdu bizde aracın içinden birinin telefonunu alıp tekrardan şöförü aramayı denedik ama nafile. Aracın içi tıklım tıklım dolu ama biz şansımızı deneyip bizi Banaue’ye götürüp götürmeyeceğiniz sorduk aracın şöförü minibüstekilerin bir kısmını indirip binmemizi söyledi. Normalde en fazla 15 kişi alabilecek minibüse 14 kişilik bizim grubun dışında 5 tanede minibüsteki teyzeler eklenince harika bir grup olduk. 1 saatlik sıkış tepiş bir o kadar da keyifli geçen minibüs yolculuğundan sonra  Banaeu’ya varıyoruz. Batad’ dan porterlarla yolladığımız çantaların götürdüğü “People’s Loudge” giderek çantalarımızı teslim alıyoruz. Çantaları teslim aldıktan sonra ilk olarak duşlarımızı alıyoruz daha sonra 45 PHP den 2 tane kremalı mantarlı çorbanın yanına bol miktarda sarımsaklı ekmek söyleyerek yemeğimizi yiyoruz. Yemeklerimizi yedikten sonra otelin arkasında bulunan teras bölümüne oturup Banaeu’ ya karşı kahvelerimizi yudumlayarak otobüsün kalkacağı 18:00’u beklemeye koyulduk. Otobüsümüz Banaeu’ dan biraz gecikmeyle 18:30’da hareket edip 02:30’da Manila’ya vardı. Filorida otobüs istasyonunda iner inmez çevremizi taksiciler sardı. Taksiciler 4 kişi için ilk olarak 600-550 PHP fiyat biçtiler. Bizde yola çıkarak geçen taksicilerden fiyat almaya başladık. Pazarlıklar sonucunda taksi başına 350 PHP ye anlaşıp havalimanına doğru yola çıktık. Uçağımız yurt dışına uçacağı için Terminal 3’e giderek Cebu Pasifik havayollarının bulunduğu yere gidip Murat Hocayla buluşup check-in yaptık.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: